Şucu-bucu numarası...


Yerel siyasette yeni bir dönemeçe girdik. İlk defa bu yoğunlukta Türk kökenli meclis adaylarını siyaset sahnesinde görüyoruz. 25 Mayıs’ta yapılacak olan Duisburg il genel meclisi seçimlerine toplam 12 Türk kökenli aday katılıyor. Maalesef bu onurlu rekabet ortamında belaşağı vurmalara da tanık olmaya başladık. Sol Parti adayı ve şimdiki Belediye Başkan yardımcısı Erkan Kocalar kendi partisi içindeki bir gurup tarafından, partiden ve başkan yardımcılığından istifa etmesi için zorlanıyor. Siyaset zor iş... Buradaki insanlara faydalı olmak için emek harcayan, ailesine ayıracağı zamanı insanların hizmetinde kullanan insanların kolayca ve basit dedikodularla harcanmasına göz yummamak gerekir. Çocukluk yıllarımızdan tanıdığım (Erkan, bebek iken de solcuydu) Erkan Kocalar’a yapılan suç isnadı çok manidar: Erkan Kocalar Ülkücü kesimle irtibatlıymış! Böyle bir şey nasıl suç olabilrir? Hangi çağda yaşıyoruz, anlamak mümkün değil. Siyasetçiler dahil hiç kimseye bu denli basit gerekçelerle çamur atılmamalı. Bu ortaçağ mantığından ne zaman kurtulacağız? 35 senedir aynı teraneyi her yerde dinleyip duruyorum. Milli Görüş’e Ülkücüler’e potansiyel suç örgütleriymiş gibi davranıldı. Savunmak bana düşmez ama; 35 senedir bu teşkilatların bir şeyleri kırıp döktüğünü görmedim, duymadım. Bir kapı kolu kırdığını da duymadım. Bir vatandaş olarak merka ediyor ve bilmek istiyorum: Bu potansiyel suçluluk nereye kadar sürecek? Ne zaman son bulur? Benim çoluk çocuğum da bu teraneleri dinleyecek mi? Potansiyel suçlu muamelesi uzun zamandan beri de psikolojik baskıya dönüşmüş durumda. Bir kişiye kötülük yapmak mı istiyor sunuz? Hemen onun Millî görüşçü, Ülkücü veya başka bir şey olduğu yaftasını yapıştırın, yeter. Almanya demokratik bir ülke, hukuk iyi işliyor. Bu teşkilatlar Alman yasalrına göre kurulmuş kurumlar. Suçlu iseler, kapatılsın o zaman. Birilerini küçültmek, itibarsızlaştırmak için kullanma modeli olarak kullanılması gülünç... Somut bir suç(lu) varsa yargılansın. Varsayımla buradaki topluma psikolojik baskı yaparak toplumsal barışa zarar vermek çağdışı bir yöntem. Bana eski Türkiye’yi hatırlatıyor. “Bebek iken de solcu olan” Erkan Kocalar’a dönecek olursak; kendisi büyük bir başarıya imza atmış, zoru başarmış bir siyasetçi. Belediye reisi başkan yardımcısı olarak tabii ki tüm Duisburglular’ın davetine katılabilir, katılmalıdır da. Kocalar’ın şucu-bucu diye ayırım yapmadan her kesimin başkanı olmasından daha doğal ne olabilir ki? Duisburg’lu seçmenin artık bu gibi saçmalıklara pirim vermeyeceğini 25 Mayıs’ta sandık sonuçlarında göreceğiz. “Yiyiciler” yeni arayışta mı? Henüz burnuma pis kokular gelmedi ama kulağıma gelen duyumlara göre; kendilerini çok ihlaslı olarak pazarlayan kişiler, yine gazete basarak uyuma katkı sağlıyoruz diye proje paraları yeme arayışına girmişler. Bu kişiler bir zamanlar proje paraları almak için 500 000’in üzerinde tirajımız var diyerek esnafı da kandırmışlardı. Bir çok yalanıyla da süsledikleri projelerini tekrar hayata geçirmek istiyorlarmış. Etrafta, şimdi de aynı yalanlarla Türkiye’den bu gibi projeler almak için uğraştıkları söylentisi dolaşıyor. Yedikleri paralarda gözümüz yok fakat buradaki Türkçe medyaya zarar vermeleri bizi rahatsız ediyor. Umarım bu işi UETD (Avrupa Türk Demokratlar Birliği) üzerinden yapmazlar. Bizden uyarması.

Yorumlar

Yorum Gönder