Türkiye’de Hatay’ın Karsu köyünden 1970 yılında Hollanda’ya göç eden bir ailenin kızı olan ses ve piyano sanatçısı Karsu Dönmez’in uluslarası şöhreti gün geçtikçe artıyor.
Röportaj: Fikret Yola
Fotoğraflar: Hayrettin Özcan
Yapmacıktan uzak, doğal ve sempatik tavırları KARSU’yla Almanya’nın Essen şehrinde, Katakomben tiyatrosunda konserden önce buluştuk...
İlk önce 20 dakika ayarlanan görüşmenin, gruptaki müzisyenler provanın biran önce başlaması için kapıları tıklattıkça bir buçuk saatin nasıl ‘’karsuyu’’ gibi akıp gittiğinin farkına vardık.
Konser öncesi nasıl oluyorsun?
Tatlı bir heyecan sarıyor içimi. Pozitif bir stress yaydığımı söylüyor gruptaki arkadaşlar. Bir an önce başlasın istiyorum konser. Makyajımı kendim yaparım ve beni sakinleştirir.
Konser öncesi sonrası nedir senin için?
Konser Maratondur, koşmak gibi bir şey. Yüzde sekseni konser geri kalanı ise beni izlemeye gelenlerle buluşmak, CD leri imzalamak ve tepkileri yakından hissetmek. Ne zaman bunlar biter odama dönüp kapıyı kapattığımda, maratonda bitmiş olur.
Maraton dedin de, sporla aran nasıl?
Eskiden yüzme de şampiyonluklarım vardı. Şimdi sadece sağlık için spor yapıyorum. Resim iyi yapamam ama matemetiğim iyidir.
Piyano ve ilk dokunuş yılları
İlk zamanlar çok sinir oluyordum. Sağ elin yanında sol el bir türlü uyum sağlamıyordu. ’’Gıcık’’ oluyordum. Neyse ki sonra Piyano yanıt vermeye başladı. Değilse 5 bin Guldenlik araba gibi yolda kalacaktı. Çünkü babam, araba için biriktirdiği parayı piyano için kullandı.
Nasıl keşfedildin?
17 yaşında idim. Amsterdam daki restorantımızda, müziğin sesinin biraz daha açılmasını isteyen müşterimize o müziği çalanın ben olduğum söylenince, serüven başladı. Rejisör Mercedes Stalenhoef ilk önce, on gün çekim olarak planladığı belgesel tam beş yıl sürdü.
Şimdi araba ile değil, uçakla dünyayı dolaşıyorsun ve konserler veriyorsun. Senin içtenliğine en iyi yanıt aldığın ülkeler?
Endonezya, Brezilya ve doğal olarak Türkiye. Genellikle çok ilginç geçiyor. Konser sadece konser salonlarında olmuyor. Ben Carnegie Hall, North Sea Jazz Festivalinde konserler verdim, yalnız bunun yanısıra, örneğin Fas ‘ta bir yer sofrasında ya da tarlalarda konser veriyorsun. Bazen de Monaco da prensesler gibi ağırlanıyorsun. Değişik ülkeler değişik mekanlar. Annem zaten bizler küçükken, hayat sadece Avrupa’dan ibaret değildir der ve hep bizleri adını aldığım Hatayın Karsu köyüne götürürdü. Yaşam sadece Avrupa da yaşanılırak öğrenilmiyor.
Buradan yola çıkarak sende bir felsefik bir yan keşfediyorum doğru mu?
Evet ,yaptığım işin içini doldurmak istiyorum. Sadece müzisyen olmak istemiyorum. Sosyal bir insan olmak. Toplumu ve insanlığı ilgilendiren konularda aktiv olmak istiyorum. Kısa bir zaman önce görme özürlülere verdiğim konser çok iyi ses getirdi. 2012 de Türkiye turunda Riciotti Ensemble ile beraber zihinsel ve bedensel özürlülere verdiğimiz konser de aynı şekilde çok duygulandırmıştı beni.
[youtube id="kgtVSJyzB_A" width="620" height="360"]
Büyük bir olasılıkla İstanbulda da buna benzer bir organizasyonunu gerçekleştireceğim. Savaşa karşı barış projelerini de destekliyorum. Bu anlamda dünya çapında ‘’Master Peace’’ nin gönüllü elçisi olarak ‘’Raise our Hands’’ şarkısını yaptım.
[youtube id="a3qFnSXLvjg" width="620" height="360"]
Piyano diğer müzik aletlerine benzemiyor.Flüt gibi taşınmıyor. Bir terslik oluyor mu?
Başlangıçta oluyordu ama çabuk geçti. Aklımdan çıkmayan bir terslik oldu. Çırağan sarayında önemli bir konserim vardı. Bir baktım Piyanoyu kapmış getirmişler bir suçlu gibi. Başaşağı ters kapıdan içeri sokmaya çalışıyorlar. Beynimden vurulmuşa döndüm. Üstüne üstlük Türkiye’nin en iyi ‘’Tonmeister’’ i olduklarını iddia ettiler. Ama şimdi hangi Piyanolarla çalacağımı benimle beraber çalışan teknik arkadaşlar önceden belirliyorlar. Mercedes’e binmek gibi aralarında çok az fark var.
Menejer Anne mi yoksa Anne Menejer mi?
İş yaparken hep annemdir. Türkiye’den gelirken yufka getirdim. Annem de konser öncesi hemen iki tepsi börek yaptı müzisyen arkadaşlarımda ‘’anne menejer’’ diye tempo tuttular ‘’dokuz sekizlik’’.
Bir keresinde de Sao Paulo da bavulum kayboldu. Allahtan bir elbise yanımdaydı ama oda yandan yırtılmıştı. Sahneye çıkmama az kalmıştı. Makyajım bile yapılmamıştı. Annem ‘’tak tak tak’’söküğü dikerek makyajımı da bitirdi ve kendimi sahneye son anda attım. Böyle anlarda tanımadığım yabancı bir elin bana dokunmasını istemem. Konser dışı günlerde diğer yandan da mesaj atar ‘’eve gelirsen iyi olur, yarın konserin var’’ der.İşte o zaman menejerdir. 42 yaşında Amsterdam Üniversitesini eğitim uzmanı olarak bitirmiştir. Yani eğitimli menejer!
Birbirinden güzel kıyafetler. Kim giydiriyor?
Ben. Boş zamanlarımda giderim şehre kendi kıyafetlerimi kendim seçerim. Benim içinde meditasyon gibi bir şey oluyor?
Yanlızken kendi kendine ne çalarsın?
Klasik..
Kimler?
Mozart, Haydn, Chopin.
Erik Satie’yi tanıyor musun?
Hayır.
O zaman sana onun ‘’gnossienne’’ notalarını getirdim hediye olarak. Çalarsın bir gün elbet..
OOO çok teşekkür ederim çalacağım muhakkak..
Ben daha çok teşekkür ederim Karsuyu gibi berrak ve temiz olduğun için.
Kutu
Hatay’ın Karsu köyünden 1970’de Hollanda’ya göç eden Türk bir ailenin 1990 doğumlu kızı Karsu Dönmez. Amsterdam da babasının işlettiği lokanta’da 17 yaşında tesadüf olarak keşfedilen, yetenekleri çok olan genç Karsu, besteci, aranjör, piyano ve ses sanatçısı. Başarısındaki en büyük payı ise ailesi. Babası, annesi ve kızkardeşi. Menerjerliğini annesi Birgül Dönmez başarıyla yürütmekte.
Küçük Yorum
Dağ sularından akıp gelen ‘’KAR’’ ın ‘’SU’’ yu gibi temiz , berrak ve gürül gürül geliyor Karsu. Sahne performansı mükemmel. Kuliste ve sahnede aynı kişi aynı karakter
Turneleriyle dünyayı geziyor, bir arı gibi çiçek çiçek geziyor ve sonunda iyi bir bal yapacağa benziyor.
Onu eleştirmek için daha çok erken. Sahne de şarkı da söylediği için bazen piyonoyu diğer enstrümanlar bastırıyor. Biraz dikkatli olsunlar piyanoyu boğmasınlar. Ya da Tonmeisterler dikkat etsinler.![]()
Barışın Elçisiyim

Yorumlar