Hasar tespiti uzmanı Ercan Özcan, Duisburg’un önemli renkli simalarından biri, Ardahan Posof Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği(POYAD) Başkanı olarak ve sosyal çalışmaları ile yakından tanınıyor.
Ercan Özcan’la konuştukça ortak özelliklerimizin olduğunu gördüm. Fenerbahçeliliğini her ortamda dile getirmesi, iyi günde de kötü günde de formayı taşıması sevdasının büyüklüğünü göstermesi bakımından önemli. Bu arada, Duisburg’da bir Fenerbahçeliler Derneği oluşturma fikri olduğunu müjdelemek ve belirtmekte fayda olduğuna inannıyorum.
Röportaj için hazırlık yaparken,heyecanlı bir şekilde Ercan Özcan; 1967 yılında Kars’ın Selim ilçesinden, evli ve üç çocuk babası olduğunu bir solukta anlatıverdi.
Ercan Bey, ilkokula Kars’ın Selim ilçesinde gitmiş. O yıllar Türkiye’de terörün korku salması,
nedeni ile 1980 yılında 13 yaşında iken göç eylemiş Almanya’ya.
“Ailemizden Almanya’ya en son gelen ben oldum. Benden sonrada zaten vize uygulamaya konuldu!” deyip devam etmek isteyince sözünü kesmek zorunda kaldım ve ilk soruyu sorarak sohbetimize başlamak istedim:Babanız,anneniz Almanyada siz kiminle kaldınız?-Köyde bir babaannem kalmıştı. Onun sıcak sevgisi ile büyüdüm. Soğuk kış geceleri babaannem ısıttı beni. Okur yazar değildi belki ama, çok ileri görüşlü bir kadındı. Eğer okula gitme şansı olsa, fırsatı bulabilse imiş çok büyük bir kadın olurdu. İleriyi gören, vizyonu olan biri idi. Bize çok iyi bakıyordu. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun diyorum.Sizi duygulandırdım sanırım! Almanya ya ilk geldiğiniz günü,günleri hatırlıyormusunuz?-Babaannem Ankara’ya kadar getirip uçağa bindirdi. Babamlar buradan Düsseldorf’tan alacaktı. Uçağa ilk kez biniyorum. Yanımdaki koltukta oturan orta yaşlarda bir bey amcaya,
hal hatırdan sonra, ’nereye gidiyorsun ?’ diye sordum.
Oda bana sordu. Mektuplardan filan adres yazarken Duisburg’u ezberlemiştim. Aklımda kaldığı gibi “Duisburg’a annemin, babamın yanına gidiyorum” dedim.
Ne dese beğenirsiniz?
-Bilmem, ne dedi?
“Almanya’da öyle bir şehir varmı?” diye sordu.
“Amca Almanya da yaşayan ben değil sizsiniz” dedim.
Ama, yanlış uçağa bindirildim diye de çok korktum. Dortmund’ta kalan birinin Duisburg ismini hiç duymaması ilginç gelmişti.
Yanlış uçağa binmemişinizdir inşallah?Yok, ama bir hayli korkmuştum. Babamlar beni karşılamaya gelmişler, yağışlı bir gün. Duisburg’a geldim evler simsiyah. Hava bulutlu, sokaklar bomboş “eyvah ! Ben nereye geldim?”dedim . Masmavi gökyüzüne hasretmi kalacağım? Bizim Kars’ta böyle hava hiç görmedimde, hatırlamıyorum da.. Anlayacağınız daha ilk günden şoka uğradım.İlkokulu bitirip geldiniz,burada okula gittiniz mi?Sanırım oturduğumuz bölgede bütün okullar dolmuş olmasından, Walsum da bir Haubtschule’ye yazıldım. Sınıf hep Türk çocuğu! Ne olduğunu anlamaya çalışırken, Türkiye’den yeni gelenlerin bir sınıfta toplandığını öğrendim. 9.Sınıfa kadar burada okudum. Ardından meslek eğitimine başladım. Meslek eğitimim bitmesi ile 9 sene bir araba firmasında görev yaptım.Araba ile olan ilginiz devam etmiş. Bilirkişiliğe (KFZ Gutachter) geçiş nasıl oldu, anlatırmısınız?
Bu mesleğe geçmeden önce bir süre bir Alman’ın yanında çalışmamın etkisi oldu. Orada çalışırken iş yerinden arkadaşımın bir tanıdığı Duisburg’da bilirkişi bürosu açmak istediğini söyleyip yardım istedi, hatta “ortak yapalım” dedi. O günlerde kaza yapmış, arabamı bilir kişye götürmüştüm. Arabanın resimlerini çekti, benimle zorunlu olmadıkça hiç konuşmadı. Çok kızmıştım. ‘Senin yaptığını ben de yaparım’ dedim. Böyle bir resim zaten kafamda var idi. Kötü komşu adamı mal sahibi edermiş denilir ya.O hesap... Ona kızdım, mesleği yapmaya karar verdim.Çok şükür iyi karar vermişim. Böyle başladım. Şansta diyebilirim, nasipte.
Bu arada Gutachtet okulunu bitirdiğimi de söylemeliyim. 1994 Yılında birlikte yola çıktığım arkadaşımla üç sene sonra yollarımız ayrıldı. Ben uzun vadeli düşündüğüm için firmayı kendi üzerime aldım.Bu mesleği anlatırmısınız? Bilir kişi (KFZ Sachverständiger) kimdir, görevi nedir?Adı üstünde arabadaki maddi hasarı tesbit etmek görevimiz. Benim başladığım yıllar, Türk bilirkişi pek yoktu, hatta hiç yoktu da diyebilirim. Yanlış olmasın ama NRW de ilk Türk benim.
Başladık, arabadan anlıyorum ama ilk günlerin zorluklarını da unutmadım. En yakınlarım bile inanamıyor,”Türk’ten bilir kişi olurmu?”diye soruyor “Türk’ün tutacağı rapor kabul görmez!” diyerek uzak duruluyordu. İlk yıllar bir hayli zorlandım. Aynı sıkıntıyı bu dönem izlenimlerime göre Türk avukatlar yaşıyor. Yine kendimiz, kendi insanımız hakkında ön yargılı bir yaklaşım gösteriyoruz. Pırıl pırıl avukatlarımız için “Türk beni savunabilir mi?” diye soranları duyunca ilk yıllarımı hatırlıyorum.Bu zorlukları nasıl aşmayı başardınız?Ben baştan beri mesleğimi sevdiğimi biliyorum. Önce yaptığınız işi seveceksiniz. Dürüst oldum,düzgün iş yaptım. Zamanla müşterilerimin güvenini kazandım. İşinizi düzgün,kaliteli iş yapınca, memnun kalan müşteri birilerini mutlaka getiriyor. Diyeceğim bu konuda oldukça profesyonelim. Müşterilerim sadece Türkler değil. Duisburgun dışından de gelen çok müşterim var. Her hangi bir şekilde,istenmese de kaza olduğunda beni çağırıyorlar gidiyorum. Bu Köln’de,Oberhausen,Düsseldorf’ta kısaca nerede olursa olsun idiyorum. Telefon yeterli.
Hatta bazen Belçika,Hollanda’ya bile gidiyorum.Böyle durumlarda,size ihtiyaç duyulduğunda, prosödür nasıl işliyor?Ağırlıklı olarak ben tamirhanelerle, araba satan galeriler ile çalışıyorum. Beni çağırırlar giderim. Bu müşteriler içn de aynı. Arandığımda verilen adrese giderim. Müşterilerim hep dışarıda. Müşterinin büroya gelmesi gerekmiyor. Ziyaret edecekmiş, misafirimiz olacakmış, çayımızı kahvemizi içecekmiş,bizi yerimizi yakından tanıyacakmış hoş geldi sefa getirdi. Ben genellikle müşteriye gider,hasar tespitini yaparım. Ben de müşterilerimizin sonradan bile olsa bize gelmelerini istiyorum. Büromuzu görsünler. Çalışma sistemimizi görsünler, kısaca farkımızı görmeleri için mutlaka ziyaret etmelerini istiyorum.Farklı bir çalışma sisteminiz olduğu izlenimi uyandı bende. Anlatırmısınız, nedir bu fark?Hep yenilik arayan biriyim. İnsanlarımıza,müşterilerimize nasıl daha kaliteli hizmet sunarım diye kafa yorarım. Uzun süredir bir “Paket proje” kapsamı dahilinde çalışıyoruz. Bu nedir denilecek olursa; Bize gelen müşterimizin yetkisini aldıktan sonra birlikte çalıştığım bu paketin içinde yer alan avukatlık, Tamirhane ve kiralık araba bulma konularında yardımcı oluyorum. Avukat elektronik posta ile işlemleri yürütür. Araba ihtiyacı olanların arabalarını kapılarının önüne bırakırız. Tutulan raporla,çekilen resimler bir birini tutması lazım. Bana geldiğinde hiç bir zorluk çekilmez,mağduriyet yaşanmaz. Kısacası bir elden hepsi yapılıyor. Bankayındaki hesabına parası gelinceye kadar takipçisi oluyoruz. Dört gün içinde parası gelenler var. Diyeceğim, müşterilerimin koşuşturmalarına gerek yok; bana geldiklerinde bir kahve molası kadar zamana ihtiyaçları var.
Kaza yapılması istenmez ama, kaza olmayınca da çalışma sisteminiz aksamaz mı?Kesinlikle hiç bir müşterimin,tanıdığımın kaza yapmasını istemem. Belki bahsederdim ama, çok iyi oldu bu konuya girmemiz. Bizi diğerlerinden ayıran önemli farklardan biride bu. Türk insanımız,yada araba sahipleri her zaman kaza yapmıyor. Biz müşterilerimizi kazalar öncesinde de bilgilendiriyoruz. Nelere dikkat edilirse kaza riski azaltılır diyerek konuşmalarımız oluyor.
Müşterilerimden tek isteğim kaza sonrası bize önce bir danışılması. İlla ben hasar tespiti yapmak zorunda değilim. Bize bir gelinsin, sorulsun. Hiç bir ücret almadan her türlü bilgi verebiliriz. Gelen zaten görecektir nasıl çalıştığımızı. Belki iddialı bir söz olacak ama; alman bilirkişilerinin bile çalışma sistemleri benimki kadar kaliteli değil. Bunu da övünerek söylüyorum.Kaza sonrası ne yapılmasını önerirsiniz?Kaza yapılırsa, çok küçükte olsa, hasarlı kazalarda polis çağrılmasını öneririm. Polisin tutacağı rapor çok önemli. Polis çağrılmayınca, bazen sigortalar şüpheleniyor. Kaza yapan iki yabancı olunca malesef iki kere dikkat ediliyor.. Polisi, cebinizden parasını verin gene de çağırın derim. Ondan sonra yok zararı yine anlaşılsın.Kiralık araba alındığında bazen sorun çıkıyor.Burada neye dikkat etmek gerekir?Bazen yapılan kaza sonrası araba çekiliyor, mağdura hemen kiralık araba veriliyor. Kiralık araba alırken bazen ciddi sorunlar yaşanılabiliyor. İki şeye çok dikkat etmek lazım.
Kiralık araba alındığında arabanın mutlaka tamir edilmesi gerekir. Araba kullanılmayacak vaziyette olup kapatıldığında da araba kiralayabilirsiniz. Yasa şartlarını yerine getirmek kaydı ile mağdura böyle bir hak tanıyor. ilkinde araba tamir edimesi, kapatılırsada mutlaka başka bir araba alınması gerekiyor. Onun içinde iki hafta zamana ihtiyaç var. şartlar yerine getirilmez ise, yüksek rakamlardan oluşan hesaplar ödenir.
Ercan Beyin diğer bir özelliği ise sürekli sosyal çalışmaların içinde olması. Farklı spor klüplerinde futbol oynamanın ve üyeliğin dışında, Ardağan Posof Derneğinin başkanlığını yürütmesi, önemli bir görev olmakla birlikte çok zamanını alıyor olmalıki, sosyal çalışmalarda kendine destek çıktığı içn gazetemiz aracılığı ile eşine teşekür etmeyi de ihmal etmiyor.
Bir teşekür borcuda yol arkadaşlarına; “ Ardağan -Posof benim için çok büyük anlam ifade ediyor. 9 senedir dernek başkanlığı yapıyorum. Arkadaşlarım bize güvenip böyle bir görevi layık gördükleri için teşekür ediyorum. Onlar nereye kadar bize görev verirlerse oraya kadar gideceğiz.
Derneğimiz , yaşadığımız şehir Duisburg ve hemşehrilerim için çok önemli. Bunu bir ihtiyaç olduğunu her gün yaşayarak görüyoruz”dedi.
Özüne bağlı işadamı

Yorumlar