Berlin’e bir ay içinde iki kez gittim. İki Almanya’nın birleşmesinden sonra ilk defa Berlin’i gezme imkânı buldum. Tarihi açıdan müthiş zengin...Berliner Dom ve çevresi açık hava müzesi gibi. Müzeler şehri sanki.
Bir tarafta yükselen gökdelenler, iş hanları... Diğer yanda ise tarihi eserler, binalar...
Berlin, modern çağa göre şekillendiriliyor ama diğer taraftan da eski Alman-Prusya İmparatorluğu’na ait ne varsa tekrar gün yüzüne çıkarılıyor. Paradan kaçınılmıyor.
İnsanları, akrabaları birbirinden ayıran o “ucube duvar” yıkıldığı günlerde Alman kamuoyunda, medyada ve siyasetçilerin dilinde sık sık tekrarlanan cümle, gezdiğim süre boyunca hiç aklımdan çıkmadı. 90’lı yılların başında o kadar sık kullanılıyordu ki o cümle, adeta beynime kazınmıştı: “Was zusammen gehört, wächst zusammen”(birbirine ait olan, birlikte büyür).O zamanlar pek dikkatimi çekmeyen fakat unutamadığım bu cümlenin ne anlama geldiğini; şimdi Berlin’in kalkınmasını, tarihi yapıtlarını ve onlarca müzelerini gördükten sonra anladım.
Size sadece bir örnek vereyim.
İlk temeli 1451’de atılan ve ikinci dünya savaşında aldığı hasardan sonra 1950 yılında yerle bir edilen Berliner Stadtschloss(Kraliyet Sarayı) şehrin tam göbeğinde Berliner Dom’un yanıbaşında şehrin en görkemli yerinde yeniden inşa ediliyor.
2012 yılında SPD’li Belediye Başkanı Klaus Wowereit ve devlet erkânı öncülüğünde temeli atılan Kraliyet Sarayı’nın kaba inşaatı 2014 yılının sonunda bitecek. 2018 yılının sonunda tam teşekküllü orjinaline uygun halde bitirilmesi planlanan Kraliyet Sarayı 2019 yılında açılacak.“E, ne var bunda” diyenler için bir bilgi daha vereyim: Kraliyet Sarayı’nın tüm maliyeti 600 000 000 (Altıyüz Milyon) Euro tutacak. Diğer müze ve saraylara yapılan yatırımın miktarını siz düşünün.
Bu bilgileri mihmandarımızdan duyunca, İstanbul Taksim’de bir kaç ağaç için ortalığı yakıp yıkanlar aklıma geldi.
“Ben de çapulcuyum...” diyenler...
“Topçu kışlasını istemezük” diyen Yeniçeriler aklıma geldi.
“Türkiye’nin dövizi yol yapımında harcandı” diyen karılar,entel-aydınlar aklıma geldi.
Hepsini burada sıralayamayacağım “cinsler” aklıma geldi.
Berlin’de “gezi zekalı” var mı?

Yorumlar