17 Eylül 1994 tarihinde dünyaya gelen Aslı Sümen Bann da şöhretin kapısını güzellik yarışmasıyla aralayan ünlü oyunculardandır. 2017 yılında Miss Turkey seçilen oyuncu Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü'nü bitirmiştir.
2021 yılında yayımlanan Baht Oyunu dizisinde ilk kez kamera karşısına geçen Aslı Sümen, bu dizide Tuğçe Dikman rolünü canlandırmıştı. bu diziden bir yıl sonra "Erkek Severse" adlı internet dizisinde Ezgi Uysal karakterini oynayan Sümen daha sonra "Gülümse Kaderine" dizisinde Ayşegül karakteri ile karşımıza çıktı. Geçen yıl İngiliz sevgilisi Chris Bann ile Roma'da dünya evine giren oyuncu ile sizler için söyleştik...
Öncelikle bize kendinize dair kişilik özelliklerinizden söz eder misiniz?
Bu çok zorlu bir soru. İnsan kendini ne kadar iyi tanıyabilir ki!.. Ancak "Mutlu, hırslı, çalışkan" biriyim diyebilirim.
Ruh haliniz, olaylar karşısında ilk tepkiyi nasıl verirsiniz?
Beni çok yakından tanımayanlar ilk bakışta benim için "çok dışa dönük biri" diyebilirler. Ancak bu yanıltıcı bir yorum olur. Aslında kendi halinde, köşesind sessiz ve sakin vakit geçirmeyi seven biriyimdir. Elbette çok sosyal yanım da güçlüdür ama o bir yere kadar. Dostmlarım ve yakın arkadaşlarım bildiği üzere, hep beraber dışarı çıkmışsak eve ilk dönen ben olurum. Evime ve kendi alanıma çok bağlıyımdır ve bundan asla taviz vermem.
Türkiye'nin en parlak üniversitelerinden birinden mezunsunuz. Aslında başka alanlarda da parlak bir kariyer sizi bekliyordu belki de!..
ODTÜ gibi bir üniversiteden mezun olmak, beni ben yapan şeylerden bir tanesi. Güzellik yarışmasına katılmak ve sanatsal alanda bir kariyer kovalamak, başlı başına bir riskti; ancak, arkamda ODTÜ diplomasının duruyor olması bana her zaman güven verdi, çünkü biliyordum ki, sanat yolculuğumda başarısız olsam bile beni bekleyen sağlam bir kariyer vardı. Bu güven, hayallerimin peşinden cesurca gitmemi sağladı. Evet başka alanlarda kariyer yapabilirdim ama hayat beni buralara getirdi.
O diziye gelene kadar çok zorlandığınız anlar oldu mu?
Olmaz mı hiç!.. Oyunculuk sektöründe bir işe girene kadar o kadar çok reddediliyorsunuz ki, biraz tabiri caizse delicesine bir inanmışlık ve kararlılık gerekiyor. Tüm oyuncu adaylarının yaşadığı bir süreç bu.
Güzellik yarışmalarında zirveye çıkmış biri olarak bu organizasyonlar için ne düşünüyorsunuz?
Bence güzellik yarışmaları eskisi gibi ilgi gören bir alan değil. Benim katıldığım dönemde bile eski yıllardaki etkisine sahip değildi. Globalde de durumun çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca güzellik yarışmalarının layığıyla yapıldığını da söyleyemem. Adı “güzellik yarışması” olsa da, aslında birçok değeri ve temsili barındırması gereken organizasyonlar bunlar. Ne yazık ki çoğu zaman çok basite indirgeniyor.
KIRK YILDIR ORALARDAYDIM SANKİ
O anlar her oyuncu için unutulmazdır. İlk kez kamera karşısına geçtiğinizde nasıl bir tecrübe yaşadınız?
Küçüklüğümden beri odamda kendi kendime o kadar çok oyunlar oynuyorum ki hiç garip hissetmemiştim, olması gereken buymuş gibi bir rahatlık vardı üstümde sette. Üniversite yıllarım boyunca dans edip sahne almanın getirdiği bir performans disiplini de bu rahatlığa mutlaka katkı sağlamıştır.
Büyük keyif aldığınız zamanlar da olmuştur kuşkusuz!..
Tabii ki çok net olarak söyleyebilirim ki “Baht Oyunu” setini hiçbir zaman unutmayacağım. İlk setimdi ve hem yönetmenim hem de oyuncu arkadaşlarım tarafından sarıp sarmalanmıştım. Gülmekten sahne çekemediğimiz bir ekiptik. Dolayısıyla bence bu samimiyet ve enerji de ekrana yansıyordu. Üzerinden yıllar ve başka projeler geçmiş olmasına rağmen, hâlâ en sevgiyle hatırladığım set ortamı odur.
VİDEO ÇEKMEK EĞLENCELİ BİR UĞRAŞ
Sosyal medyada kendinize has bir tarzınız var... Sizin için ne kadar önemli sosyal medyadaki imajınız?
Bu platformlar için video çekmeyi oyunculuğa başlamadan önce de çok severdim. TikTok kullanmak, dans videoları çekmek benim için bir eğlenceydi. Oyunculuk kariyerimin başlamasıyla birlikte oluşan kitlem, bu konuda beni daha da heveslendirdi ve hiç bırakmadım. Zamanla içerik üreticiliği de işimin bir parçası hâline geldi. Severek yaptığınız bir şeyin sonunda iş olması gerçekten çok güzel ve çok şanslı bir durum. Şanslıyım ki, dünya ve sosyal medya da bu yönde ilerledi ve benim hobim, para kazandığım bir işe dönüştü.
Oraya yansıyan Aslı ile sizin aranızda büyük farklar var mı?
Pek var diyemem. Ama ben sürekli günlük hayatımdan paylaşım yapmayı seven biri değilim. Her anın fotoğrafını çekmek, benim anda kalmamı engelliyor. Zaten bir nesil olarak algılarımız bozuldu; bir şeyleri ancak fotoğrafı ya da videosu çekilebiliyorsa seviyoruz. Bu yüzden biraz o döngüden uzaklaşmaya çalışıyorum. Daha çok estetik olarak beğendiğim şeyleri paylaşmaya ve hayatımla ilgili belli aralıklarla güncellemeler vermeye yöneliyorum, çünkü her an hayatımı orada yaşarsam, bana hiçbir şey kalmaz.
Peki evlilik ilişkisi size neler öğretti?
Türk kültüründe çoğu zaman aşkın içinde acı, kıskançlık, kavgalar olması gerektiğini düşünürüz. Ama acı yok, gereksiz kavgalar yok, bağırmalar hiç yok ve öyle olmasına gerek de yok.

Yorumlar