"İnsan kusurlarıyla güzeldir"


1997 yılında Gebze'de dünyaya gelen Biran Damla Yılmaz, "Muhteşem Yüzyıl", "Yasak" ve "Beyaz Yalın" dizilerinde küçük rollerde yer aldıktan sonra 2015 - 2018 yılları arasında ekrana gelen "Kırgın Çiçekler" dizisiyle kariyerinde dönüm noktasını yaşadı.

2014 yılında "Çılgın Dersane 4: Ada" ile ilk uzun metrajlı filmde görev aldıktan sonra 2019 yapımı Mucize 2: Aşk filmiyle ilk başrolünü oynadı.

Geçtiğimiz yıl "Kopuk" dizisinde görev alan Biran Damla Yılmaz, şu sıralar Fox'ta yayımlanan "Halef: Köklerin Çağrısı" dizisinde Yıldız karakterine hayat veriyor.

Başarılı oyuncu sorularımızı siz okurlarımız için cevapladı...

Önce herkesin merak ettiği bir soruyu sorayım. Çok değişik ve ilginç bir isminiz var!..

Büyüklerimden yadigar bir isim. Gerçi ben Damla’yı kullanıyorum. Biran halamın ismi. Onun da halasının ismi Biran'mış. Ve bir adın böyle kuşaktan kuşağa miras kalmış olması da hoş bir durum. Ben doğduğum zaman da babam “Kardeşim benim bir tanem, kızımın adı da Biran olsun” demiş. Annem de Damla ismini istemiş. Böyle olunca iki ad konmuş, herkes mutlu olmuş.

DAHA MÜCADELECİ OLUYOR İNSAN

Kadınların çok olduğu bir ailede büyümek nasıl bir duygu? Seni çok etkiledi mi bu durum?

Etkilemez mi? Her şeyden önce kadınların çok olduğu bir ortamda büyümek sana mücadeleci bir ruh kazandırıyor. Her şeye karşı hep bir çözümün oluyor ve ayakta kalıyorsun.

Neydi oyunculuğa sizi çeken şey?

Konuştuğumuz gibi annem babamdan boşanınca biz dedemlerle birlikte yaşamaya başladık. Gerçekten kalabalık bir evde büyüdüm. Dedem her akşam televizyonda bir dizi ya da film açardı. İnsanlar evcilik gibi bir şey oynuyorlar diye düşünürdüm. Evde tamamı aynalı gardırobumuzun olduğu bir odamız vardı. Oraya giderdim ve aynaların karşısında aklımda kalan sahneleri oynamaya başlardım. Zamanla baktım ki bundan çok zevk alıyorum, neden yapmayayım diye düşündüm. Bir gün hiç kimseye söylemeden bir ajansa başvurdum ve ilerledim.

Sonra oyunculuk eğitimi aldınız mı?

Ona pek fırsatım olduğunu söyleyemem, işi mutfağında öğrendim. Mesleğe başladım ve geçen yıla kadar hiçbir boşluğum olmadan çalıştım.

SEYİRCİYE HEP SAYGI DUYDUM

Çok genç yaşta şöhret ve başrol sizi olumsuz etkilemedi mi?

Aslında çok kolay bir yerlere savrulabilirdim; küçüksün, hayata yeni atılıyorsun, o egonun içinde kaybolabilirsin, her şey olabilir. İlk bölümde hiç beklemediğimiz bir reyting aldık ve ilk gecede gelen bildirimlerden telefonum kapandı. Hep şöyle düşündüm; emek veriyorum, benim emeğimin karşılığını veren de izleyiciler. O sebeple hiçbir zaman onlara karşı bir egoya bürünmedim, hep o bilinçle hareket ettim.

Yepyeni bir dizide görev aldın. Sizden diziye ve rolünüze dair bilgi alabilir miyiz?

Evet Şanlıurfa'da çekilen ‘Halef: Köklerin Çağrısı’nı çekiyoruz. Dizinin hikayesine gelinci... Kimi köklerini buluyor, kimi kökleriyle barışıyor, kimi de köklerine teslim oluyor. Kiminin kaderine boyun eğdiği, kiminin kaderini yeniden yazdığı bir hikâye. Dizide Yıldız adlı bir karakteri canlandırıyorum. Yıldız, bir ağanın kızı ve geçmişte verilmiş sözlerin neredeyse bütün bedelini o ödemiş. Serhat (İlhan Şen) karakteri de diğer aşiretten ama bir süredir İstanbul’da ve geri geliyor. Yıldız onunla evleneceğini ve bu evlilikle özgürleşeceğini düşünüyor ve hikâye başlıyor.

Yıldız, Urfa ağzını başarıyla taklit ediyor. Bunun üzerine çok çalıştınız mı?

Yıldız karakterini teslim aldığımdan beri onunla çok vakit geçirdim ve kendiliğinden bir ağız oluşmaya başladı. Yönetmenimiz çok beğendi, sonra şive koçumuz da geldi.

Daha önce Urfa'yı görmüş müydünüz?

Hayır ilk kez  dizi için gittim, çok da sevdim. Şehir havasıyla seni hemen içine çekiyor. İnsanları çok tatlı ve çok misafirperver, pamuk gibi karşılıyorlar. Her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hele o yemeklerin güzelliğine hiç girmiyorum bile. Oyuncu kadromuzda da herkesin enerjisi o kadar güzel ki, herkes çok hızlı adapte oldu.

İYİLİK DE KÖTÜLÜK DE İNSANA MAHSUS

Sosyal medyada hayranlarınız çoğunlukla çok iyi kalpli biri olduğunuza dair yorumlar yapmış!..

Güzel bakan güzel görür... Bir şarkı var ya “O beni prenses peri sanıyor” diye. İnsanların gözünde öyle olmak çok güzel, hep “O sizin güzel bakışınız” diyorum. Ama söz konusu insan olunca öyle hemen iyi kötü ayrımı yapamazsınız. Herkesin içinde iyilik de kötülük de var. Kalbim temiz olduğu ve sevgiyle attığı sürece o şekilde ilerliyor. Bu duygudaki insanlarla karşılaştığıma inanırım. O yüzden kimse hakkında yorum yapmayı sevmem, kendimi başkasının alanına sokmam.

Aldığınız en büyük hayat dersi nedir?

Her şeyden önce ve ne olursa olsun içimdeki sesi dinlemek. Çünkü herkesin bir yorumu oluyor ama herkes kendi içinde yaşadığı hayata ve karakterine göre sana fikir veriyor. Oysa bu hayatı sen yaşıyor ve ne istediğini sen biliyorsun.

En büyük savaş içinizde mi yoksa dışarıda mı gerçekleşti?

Hayatta en büyük savaşım kendimleydi. Çünkü kendimle çok uğraşırım, hayatımın büyük bir kısmını çalışarak geçirdim, kendimi hep geliştirmeye odaklıydım. Evet, bir yandan diziler yaptım ama bununla yetinmedim, hep daha iyi versiyonum ne olabilir diye mücadele ettim.

Peki hep böyle güçlü biri misiniz?

O kadar da değil. Aksine kırılgan, hassas dengeleri olan biriyim. Belki çoğu insanı rahatsız etmeyen konulara çok takılırım, sınırlara çok önem veririm. Konuşursam hep senin iyiliğini gözeterek konuşurum ama karşı tarafın bunu anlamamasına da kırılırım.

Bİr ara güzelliği, makyajsız, estetiksiz ve boyasız olarak tarif etmiştiniz. Hâlâ aynı fikirde misiniz?

Elbette bakıma önem veririm ama pek makyaj sevmem. Hep şuna inandım: Nasıl yaratıldıysan o halin senin asıl güzelliğin.

Yorumlar

Yorum Gönder