Karadeniz müziğini sevenler, "Kalk Gidelim" dizisinin 17. bölümünde söylediği Kazım Koyuncu'ya ait 'Gelevera Deresi' türküsü yorumuyla hayran olmuşlardı İlayda Aydın'a.
O bölümden sonra "Kazım Koyuncu gibi bir üstadın söylediği şarkıyı seslendirmek ilk başta beni çok ürküttü. Gelen yorumlara göre üstesinden gelmişim. Dizinin ilerleyen bölümlerinde bana çok şarkı söyletecekler gibi duruyor" diyerek gönülleri fethetmişti "Kalk Gidelim"in Badegül'ü.
Sinema ve dizi oyuncusu İlayda Aydın, 1994'te İstanbul doğdu. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü'nden mezun olan İlayda Aydın, İzmir Devlet Operası ve Balesi ve Tan Sağtürk Akademisi'nde de eğitim görmüştü.
Oyunculuğa ilk kez 2005 yılında "Davetsiz Misafir " dizisiyle başlayan Aydın, daha sonra "Kalk Gidelim", "Aşk Mantık İntikam", "Aşka Dair" ve "İyilik" gibi dizilerde ve uzun metrajlı yapımlarda yer aldı.
İlayda Aydın, "Bir Gece Masalı"nın Efsane'si olarak, beyazcamda kendine güzel bir kariyer sıçraması yaptı.
Oyuncu, sorularımızı siz sevgili okurlarımız için cevapladı...
"BİZ SETTE ÇOK EĞLENDİK" ROMANTİZMİ
Öncelikle hemen her oyuncuya yöneltilen soruyu sorayım size. Set gerçekten eğlenceli bir ortam sunuyor mu oyunculara?
Stresli ortam, yüklenilen sorumluluklar insanı nasıl eğlendirebilir ki!.. Herkes işnde gücündeyken sorumluluk taşır ve onun stresini yaşar. Hele ki bizim gibi zamanla yarışılan bir sektörde "Bİz sette çok eğlendik" sözleri şirince ancak gerçeği yansıtmayan ifadeler.
Bir klişe ifade daha vardır. "O rolden sıyrılamadım, beni çok etkiledi" gibi. Gerçekten böyle midir oyuncular?
Rolünüzden çıkarsınız. Niye çıkamayasınız ki? Bu ifadeler çok doğru yerlere denk düşmüyor bence. Ama şöyle bir şey var. Mesela o an, zor bir sahne çekiyorsunuzdur, duygusal bir ağırlığı vadır o sahnenin. O sahnenin çekimi bittikten sonra eğer rolünüzün hakkını vermişseniçz bir süre dinlenmek ve o halden sıyrılmak istersiniz. Bu gayet normal. Zaten hiçbir şey yapmasanız da geçer gider o ruhsal durum.
KENDİ RACONU OLAN BİR KADIN
“Bir Gece Masalı”nda Efsane’yi oynadınız. Bu karakterin sizi çok zorladığı anlar oldu mu?
Zorlamak demeyelim de Efsane çok ince çizgide tutmaya çalıştığım bir karakterdi benim için. Nedeni de bana göre çok önemli. Çünkü ölçülü olmak gibi bir derdim vardı karakter üstünde. Sınırlarını iyi korumak gereken bir karakterdi. Yani aslında o; dobralığı, kendi raconu olan ama aynı zamanda içinde naif, kırılgan bir yapının da olduğu bir kadın galiba, orayı tutmak başlarda zor oldu ama çok keyifliydi.
Efsane, gerçek hayatta benzerine pek sık rastlanmayacak bir kadın sanırım...
Efsane her şeyden önce aklından geçen her şeyi hemen dışarıya yansıtan bir kadın ve fazla cesaretli. Ben onun kadar olamazdım sanırım. Aynı zamanda aslında kalbi çok güzel, çok duyarlı; en önemlisi de gururlu olduğu çok yer var. Gerçek hayatta böyle bir kadınla karşılaşsam, sanırım gururu ve duruşu beni çok etkilerdi.
Efsane ile Ferman arasında yaşananlar dizinin tutkunları için çok önemliydi. Seyircinin tepkisi nasıl oldu Efsane'ye?
Oyuncular bazı karakterlerle özdeşleştirilmekten korkar. Aslında ne kadar özleştirilmişseniz o kadar rolünüzü hakkıyla oynamışsınız demektir. Bu çelişkili duruma yapacak pek bir şey yok. Ben galiba en çok bundan tedirgin olmuştum, o yüzden karakterin ince bir çizgide olduğunu düşünüyorum… Aslında her ikisi de diyebilirim; ama gördüğüm, okuduğum kadarıyla hak verdikleri yerler çok var, çünkü Efsane de Ferman’ı çok samimi bir yerden seviyor. Efsane’yi sevdi seyirci, bu benim için çok kıymetli. Hatta Efsane değil, yorum ve mesajlarda “Efso” diye hitap ediyorlar artık! Bu da beni çok mutlu ediyor tabii.
İNSANIN DİLİ YANSA DA!..
Efsane'nin düşündürttüğü insan eylemlerinden sevmek ve aşk üzerine sizin düşünceniz nedir?
Aşk, pek tarife gelen bir şey değil aslında. Onu tanımlamam da. Ama ne kadar bizi üzse de kırsa da insanın hep aşk duygusuna aç olduğunu düşünüyorum. Beslediğini, hatta üretkenleştirdiğini düşünüyorum. En azından benim hep öyle oldu! Elbette yaşamadığımız şeylere cevap vermemiz çok nettir, hatta bazen “asla” dedirtir; ama ben çok büyük konuşmayı sevmiyorum; bu yüzden dilim yandı diyelim.
Çok tartışılan, skandallar içinde ilerleyen bir karakteri canlandırmak, size dair yanlış algılar oluşturuyor mu?
Olur mu öyle şey. Efsane bir kurgu kahramanı. Bense bir oyuncuyum. O alana çok takılmamaya çalışıyorum, kendi alanıma kimseyi sokmamak mental sağlığım için daha doğru geliyor bana. Dışarıya çok takılmıyorum. Eleştiri, eğer altı doluysa düşünürüm tabii; ama altı dolu değilse ilgilenmiyorum açıkçası. Bence olması gereken de bu zaten. Biz bir karakter canlandırıyoruz, nefes oluyoruz ve tüm gerçekliğiyle yaşatmaya çalışıyoruz. Özel hayattan çok bağımsız olmalı diye düşünüyorum her zaman. Bizi izleyenler bu durumu kaçırabiliyor çoğu kez ama bizler sadece bir karaktere hayat vermeye çalışıyoruz. Bizi anlamalarını her zaman umut ettiğim bir yerdeyim.
SANAT İYİLEŞTİRİR
Dizi sektöründe dün yoktur. Yıllardır bu ortamdasınız. En büyük korkunuz nedir? Bu sektörde olmak size neler öğretti?
Bu yolda emek veren herkesin sanırım kaygıları ve zor zamanları olmuştur, çünkü çok zor; çok sağlam bir psikolojiye ihtiyacınız var her şeyden önce. Sanat iyileştirir. Bu yüzden ben vazgeçmeyi tercih etmedim; bu yolda en çok sakin olabilmeyi, bazen mesafe koyabilmeyi ve hırslarımın dış dünyayla olmayıp kendimle ilgili olması gerektiğini öğrendim.
Bu yola gönül veren yeni isimlere bu noktada bir öneriniz var mı?
Her zaman söylüyorum; kalbini bozmayan, niyeti temiz olan, düştüğünde bile pes etmeyip emek veren, herkesten önce kendine inananların karşılığını alacağına eminim. Hedef koymanın başarıyı yakalamak olduğunu düşünüyorum. Umarım bu yolda emek veren herkesin mutlulukla çalıştığı, ürettiği, fırsatların çoğaldığı, görülebilir olduğu bir dünyası olur! Yayına hazırlayan: Canan CANGERT

Yorumlar