Geçtiğimiz aylarda Venedik ve Cannes Film festivallerinde boy gösteren Özge Özacar, İtalya'nın tarihi şehrinde verdiği pozlarla dikkati çekmişti. "Yoğunluğuna rağmen çok sakin bir şehir. Çok sevdim Venedik'i" diyen Özge Özacar da oyunculuğu derin bir tutku olarak görenlerden. Kariyerinin sekizinci yılında sessiz ve sağlam adımlarla hedefine yürüyen oyuncu, rol aldığı Ata Demirer'in Bursa Bülbülü'nü apayrı bir yere koyuyor; “Kariyerimi, kesinlikle bu filmde canlandırdığım Arzu Neşe’den öncesi ve sonrası olarak ayırırım...”
Özge Özacar'ın mesleği, özel hayatı ve gelecek planlarına dair merak edilen her şeyi, siz sevgili okurlarımız için sorduk...
Öncelikle Venedik Film Festivali tecrübelerinizi soralım size. Nasıldı Venedik, sizde nasıl izler bıraktı?
Kesinlikle mükemmel bir tecrübeydi. Bir markanın Türkiye elçisi olarak ilk önce mayıs ayında Cannes Film Festivali’ne gitmiştim. Dünyanın dört bir yanından meslektaşlarımla bir araya gelmek, onlarla sohbet edip daha kaliteli prodüksiyonlarla vizyoner ne işler yapabiliriz tartışmak paha biçilemez bir kariyer fırsatı oldu.
Neler yaptınız orada?
Her şeyden önce çok sayıda İtalyan meslektaşlarım, yönetmen, yapımcı, ve medya mensuplarıyla tanışıp görüşme imkanı buldum. Beraber neler üretebiliriz, onları konuştuk. En kısa zamanda tekrar bir araya gelmeyi planladık.
Bu tarz deneyim ve girişimler sizler için çok önemli olsa gerek...
Olmaz mı?.. Festival ortamları tüm meslektaşlarım için çok kıymetli. Kendi memleketimizden yola çıktığımız kariyerimizde, Cannes, Venedik gibi uluslararası festival organizasyonları, işimizi uluslararası platformlarda yapabilmeyi mümkün kılacak network’ler kurabilmeyi sağlıyor. Tabii ki bu, hayallerin getirisi olarak daha da çok çalışmayı, kendimi geliştirmeyi gerektiren sorumluluklar doğuyor fakat bunları mesleğimde başarılı olmak için motive edici buluyorum.
Bursa Bülbülü'nden söz edelim biraz da. Ata Demirer projesinde nasıl yer aldınız?
Bursa Bülbülü'nün yeri benim kariyerimde daima bambaşka olacak. vizyona girişinden bu yana aylar geçti ama seyircimizden hala çok güzel dönüşler alıyoruz. Ve bence yıllar boyu da bu sevgi devam edecek.
Mesleğinizde şu an bulunduğunuz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ünlü halk ozanımız Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ adlı eseri benim için çok özel manalar içerir. Hayatın tüm koşturmacası içinde bir nefeslenip, her dinlediğimde beni kendime getirir. Her yeni tecrübemden sonra tabii ki kendim için daha büyük hayaller kuruyorum.
Nasıl hayaller bunlar?
Aklıma ilk gelenleri söyleyeyim... Cannes’a bir sonraki sene daha iyi nasıl hazırlanabilirim; bir sonraki yıl üretmekten daha da mutlu olacağım nasıl bir hikayede rol almak isterim, oyuncu olarak yeni neler öğrenmek karakter skalamı genişletir mütemadiyen kafa yorduğum sorular. Ama bu hayalleri bir hedefe varmak için değil, yeni güne aynı yaşama sevinciyle başlamak için kurduğumu fark ediyorum. O yüzden hedefe ne yakın ne uzağım; tam olmam gereken yerdeyim.
Hayranlarınız sizi hep tribünlerde görüyorlarmış...
Gerçek bir Fenerbahçeliyim. 16 yaşımdan beri tribünlerdeyim. Sık sık maçlara gitmekten, o heyecanı statta tüm taraftarla birlikte yaşamaktan çok keyif alıyorum. Futbol, voleybol, basketbol tüm bu branşlar benim için yaşamda spor kültürü olarak önem taşıyor. Ailemiz içinde de her zaman kıymetli olmuştur. Evimizde her daim gündemimizde futbol vardı.
Ailenizin sizin şu noktaya gelmenizde desteği ve katkısı oldu mu?
Ailemizde kadınlar hem sayıca fazladır hem de manevi olarak ağır basarlar. Tamamı mücadeleci hayatta emek vererek başarıya ulaşmış kadınlardır. Onlarla beraber büyümek, ayaklarımın yere hep sağlam basmasını sağladı. Bugün eğer tüm bu koşturmaca içinde enerjimi yüksek tutup, her sorumluluğumu dengede tutabiliyorsam onların bana çalışkanlıklarıyla örnek oluşlarındandır.
Maneviyat derken, nasıl yüksek tutuyorsunuz maneviyatınızı?
Annem uzun zaman önce bana inci bir tesbih hediye etmişti. Onunla dua etmeyi de benim için önemli zamanlarda yanımda taşımayı da çok severim. Böylece kendimi hem daha güvende hem de yalnızlık duygusundan uzak hissederim.
Gazetecilik okumuşsunuz, peki oyunculuk nasıl girdi hayatınıza?
Sanırım üniversitemin ilk senesinde. O sırada da hem okuyor hem de aktif olarak haber merkezinde görev alıyordum. Orada geçirdiğim, tanık olduğum her an, her olay; bana genç yaşımda yol gösteren tanıştığım herkes bugün sahip olduğum iş disiplinimin mimarlarıdır.