İzmir'in gösteri ve sanat dünyasına kazandırdığı genç yeteneklerden Deniz Baysal Yurtçu, TRT ekranlarında beğeniyle izlenen Teşkilat dizisinde canlandırdığı Zehra karakteriyle, kariyerinde önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Duru güzelliği ve naif havasıyla kendisine önemli bir hayran kitlesi edinen oyuncu; "Güzelliğiniz belki başlangıçta dikkat çekmenizi sağlar. Ancak yeteneğiniz özellikle de çalışma azminiz, kendini geliştirme aşkınız yoksa olduğunuz yerde sayar durursunuz" diyor. Teşkilat'ın Zehra'sı, özel hayatına, kariyerine ve Teşkilat dizisine dair sorularımızı siz okurlarımız için cevapladı.
Önemli bir dizide önemli bir roldesiniz. Nasıl gidiyor hayat?
Gerçekten de mesleğimin hiç olmadığı kadar yoğun dönemindeyim. Bu dönem çok fazla çalıştığım bir dönem. En küçük zevlerim için bile kendime zaman ayıramaz oldum. Hayatım Ankara- İstanbul arasında gitgellerle geçiyor. çok çalışmak, koşuşturmak yorsa da işimden ve koşuşturmacadan mutluyum. Teşkilat'ta iki sezondur 'Zehra'yı oynuyorum.
Bu dizi kariyerinizde önemli bir sıçrama noktasıydı sanırım. Bu noktalar gelmenizi nelere borçlusunuz?
Her işte olduğu gibi çok çalışmaya. Bu zorlu süreçte umudumu kaybettiğim zamanlar olmadı değil. Ama hiçbir zaman pes etmedim. Çünkü yaptığım işi çok seviyorum ve sabrın en büyük anahtar olduğunu düşünüyorum. Ben de sabrettim, çalıştım, vazgeçmedim.
Son dönemde sizi çok etkileyen şeyler yaşadınız mı?
Evet bir süre önce anneannemi kaybettik ve ben hayatımda ilk kez, bu kadar yakın olduğum bir insanı kaybettim. Benim için sancılıydı, hâlâ öyle. Bu durumu hayatın akışı, kanunu olarak kabul etmeye çalıştım ama bazı zamanlar çok zorlandım. Onu çok özlüyorum ama öğütleriyle, sevgisiyle, ona özgü olan tüm anılarla her zaman aklımda ve kalbimde olacak. Bu acıdan, bu kayıptan sonra hayatıma daha çok saygı duymaya çalışıyorum çünkü hayat çok kısa.
Kariyer yolculuğunuzda en büyük kim ya da kimler oldu?
Öncelikle ailemin desteği benim için çok anlamlıydı. Çünkü bir yandan da korkuyorlardı sektörün yapısından. Bir garantisi olmadığını biliyorlardı. Sonra menajerim ve dostum Kahraman ve elbette sevgili eşim Barış. Bana kendi değerimi fark ettirdiler. Beni çok desteklediler. Barış, umudumu hiç kaybetmememi sağladı. Her zaman arkamda, yanımda durdu, hala da öyle. Ama kendimi de pas geçemem. Evet, size destek olan insanlar çok kıymetli ve şükür sebebi ama insan kendi içinde kendine inanmazsa daha ileriye gidemez diye düşünüyorum. O yüzden hayatımdaki tüm güzel insanlara ve kendime teşekkür ediyorum.
Sadece güzellik mesleğinizde ilerlemek için yeterli midir?
Hiç sanmıyorum. Tek başına güzelliğin bir anlamı olamaz. Yeteneğin, azmin, çalışma ve kendini geliştirme aşkın yoksa bir yere kadar var olabilirsin. Sonra kendini de yetersiz ve zayıf hissedersin zaten.
Her insanın takıntıları, kendini tarif eden alışkanlıkları vardır. Sizin çocukluğunuzdan getirdiğiniz takıntılarınız, alışkanlıklarınız var mı?
Tabii ki var. Zaten her insanda küçük büyük karakteriyle bağlantılı takıntıları vardır. Mesela küçükken benden bir şeyi yapmam çok söylendiğinde yapmazdım. Çok inatçıydım. O huyumu hala taşıyorum. Biri bana bir şeyi benim isteğim dışında empoze etmeye çalışırsa, inat edip yapmıyorum, soğuyorum o şeyden.
Telaş ve günlük hayatın sıkıntılarından nasıl koruyorsunuz kendinizi?
Kesinlikle bir durmak, derin nefes almak ve her şeye şükretmek diyebilirim. Hayatın koşuşturmacası içinde anlık duraksamalar ve kendini dinlemek bana çok iyi geliyor.
O zaman kendinizle barışıksınız... Peki hoşlanmadığınız yönünüz nedir?
Eskiden kendimde beğenmediğim bir çok şey vardı. Şimdi kendimi daha çok seviyorum ve saygı duyuyorum. Kendimi değiştirmeye değil, kendi kendime hakkımı vermeye çalışıyorum.
Mutlu bir evliliğiniz var. Bunu neye borçlusunuz?
Birbirinin isteklerine, hayatına, her şeyine saygı duyarsanız evlilik mutluluk içinde geçer. Karşındaki insanın kendine ait bir benliği olduğunu unutmamak. İnsanlar genelde karşısındakini değiştirmeye, kendine uygun hale getirmeye çalışıyor. Ama sevgi bu değil. Bir insanı seviyorsan her şeyiyle seversin, kendisi olduğu için seversin zaten.
Geleceğe dair size neler umut veriyor?
Ben, sevdiklerimden güç alırım. Onlarla birlikte her güldüğümde içim umut doluyor. Ayrıca asla pes etmeyen, hayata sımsıkı tutunan, vazgeçmeyen insanları gördükçe de umut doluyorum. Bu çok önemli. Umudumuzu kaybedersek karanlığın içine hapsoluruz. Bunu hak etmiyoruz. Umarım hep birlikte umudumuzu dinç tutmanın bir yolunu buluruz.
Biraz da diziden ve Zehra'dan söz edelim. Teşkilat'da dövüş sahnelerinin ustalıkla altından kalkıyorsunuz. Bu sahnelere nasıl hazırlanıyorsunuz?
Tabii ki özel çalışmalarla... Geçen sezonlarda da birlikte çalıştığımız ekipten ders almaya devam ediyorum. Sınırlarımızı daha çok zorluyoruz. Daha da teknik çalışıyoruz. Bu tarz sahnelerden önce her şeyi gerektiği gibi yapmak istiyorum. Ekip arkadaşlarımın bana olan güveni beni sakinleştiriyor. Dövüş sahneleri beni çok heyecanlandırıyor ve daha güçlü hissediyorum. Kendimi zorlamak beni besliyor.
Teşkilat dizisi üçüncü sezonunda. Bu başarının sırrı nedir?
Bu başarının aslan payı, işe yürekten inanan kadroya ait. Üçüncü sezondayız ama kimsede gevşeme söz konusu değil. Her bölümü ilk bölümümüz gibi çekiyoruz. İzleyicilerimiz sağ olsun, onlar da bizi hiç yalnız bırakmadı. Hazırlayan: Canan Cangert

Yorumlar