TRT dizisinin iddialı oyuncusu


TRT dizisinin iddialı oyuncusu

TRT ekranlarında izlediğimiz ‘Kasaba Doktoru’ dizisinin başarılı genç doktoru Hazal Subaşı, karakter olarak canlandırdığı Hazal'a çok benziyor. Tuttuğunu koparan, çalışkanlığıyla oyunculuğunu geliştiren genç yetenek, "Farklı ruhları merak etmiyor, bir karakteri sergilemek sizi heyecanlandırmıyorsa oyunculuk size göre değil" diyor. Bir yaz insanı olarak dikkat çeken genç oyuncu, hayat görüşünü şu sözlerle anlatıyor; "Olduğunca yaşamak.. Eğlenmek, gezmek, tanışmak, denemek, görmek."

Eğitimini hangi alanda aldın, oyunculuğuna katkıları nasıl oldu?

İletişim Fakültesi, Reklamcılık Bölümü’nde okudum. İnsanları, toplumu çok yakından inceleyen, kişilerin istekleri ve beklentileri doğrultusunda bir şeyi doğru pazarlamak üzerine bir

eğitim bu. O yüzden tabii ki insanların hareketlerini, tepkilerini, alışkanlıklarını bilebilmek, gündemi takip etmek gibi durumlar içeriyor. Oyunculuk yaparken de öğrendiğim bu diğer alanı zaten alışık olduğum şekilde kullanmak, oynadığım karakterleri anlamak, bulunacağım hikayede o dünyayı ayrıntılı düşünebilmek açısından çok yardımcı oldu en başından beri.

Oyuncu olmanın ilk şartı sence nedir?

Merak etmek ve yeniliğe heyecan duymak olduğunu düşünüyorum. Çevremizde olup bitenlere, gördüğümüz tanıştığımız insanlara, yaşanacaklara merak duymak ve bunların üzerine düşünmek, değerlendirmek. Yeni bir karakterin, yeni bir senaryonun heyecanını, mutluluğunu ve zorluklarını yaşamak. Aslında bir bakıma işini çok sevmek ve aynı zamanda sevdiğin yanlarını unutmamak diyebilirim.

İzmirli olmak nasıl bir ayrıcalık, hem güzel hem de yetenekli olmak doğduğun toprakların bir etkisi olabilir mi?

Teşekkür ederim. İzmir’i çok seviyorum ve özlüyorum. Büyüdüğüm yerde çevremin sanata önem veriyor olması ve kendimi hissettiğim, istediğim şekilde yaşayabiliyor olmak ve yansıtabilmek bence yeteneklerimi ortaya koyabilmeme olanak verdi. İstediğim hayatın ve mesleğin peşinden gitmek için de özgüven verdi.

‘Kasaba Doktoru’ dizisiyle TRT1 ekranlarındasın, projeye nasıl dahil oldun?

Başlamadan iki üç ay önce duyduğum ve okuduğum bir projeydi. Uyarlamasını hemen oturup bitirdim ve çok keyif aldım gerçekten. TRT 1’de Kasaba Doktoru gibi bir projede Leyla karakterini oynamak, doktorluk mesleği üzerine

düşünecek olmak, çok zor bir meslekle ilgili hiç bilmediğim detayları öğrenecek olmak çok heyecan verdi. Genel hikayesinde tüm ilişki ağlarında gördüğüm naiflik ve hikayenin her duyguyu ayrıntılı bir şekilde işliyor olması çok güzeldi.

Bir doktoru oynamak yani doktor olmak nasıl bir duygu?

Empati yapması çok güç aslında. Doktorluk çok ciddi bir meslek. Ölüme karşı koymaya çalışmak, bir insanı iyileştirmeye çalışmak çok fazla sorumluluk isteyen durumlar. Bunun yanında kendine güvenmek, işini tam olarak bildiğine ve o an yapabileceklerine yani kendine inanmak, cesaretli olmak çok önemliymiş.

Dizideki Leyla karakteri, hırçın ve kendisiyle barışık olmayan bir genç doktor, gerçek hayatında nasıl birisin?

Ben Leyla kadar geçmişe takılı kalmayan biriyim diyebilirim. Kötü anıları, yaşanan travmaları daha kolay yok sayıp düşünmeden yoluma devam edebilirim çoğu zaman. Ama bazen hırçınlığım da tutar, o açıdan biraz benziyoruz gibi...

Kendini tanımlarken hangi kelimeleri kullanırsın?

Rahat, eğlenceli ve çalışkan diyebilirim. Genelde de bu üçünü çok duyuyorum etrafımdan.

Şöhretin kimi zaman olumsuz getirileri olabilir. Bu gibi durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bu mesleğimin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir durum ve güzel mi elbette. Ama ben kendi hayatımı paylaşmayı çok sevmiyorum. Aslında fotoğraf çekmek pek aklıma gelmiyor, alışkanlığa dönüştüremedim diyebilirim.

Giyim tercihlerini neler belirler? Mesela marka takıntınız var mıdır?

Hemen söyleyeyim, marka takıntım yok. Ama beğendiğim bir kıyafetin her rengini almak istiyorum öyle bir takıntım oldu. Genelde çok desen sevmiyorum daha sade kıyafetler kullanırım. Takı çok seviyorum özellikle küpe hep takarım. Spor ayakkabı dışında başka ayakkabı giymiyorum genelde. Bu ara keten olan her şeye bayılıyorum.

Her mesleğin yaşattığı komik ve zorlu anlar vardır. Sizin başınıza da böyle şeyler geldi mi?

İlk sahnelerimden birinde devamlılığın ne olduğunu bilmediğim için zor anlar yaşadım. Bu işle görevle arkadaş bana uzaktan sessiz bir şekilde saçımın sağ tarafını arkaya atmam gerektiğini işaret ediyordu. ama ben sebebini kesinlikle anlamadım ve devamlılık nedir öğrendiğimde beni daima kontrol eden birinin olmasına çok şaşırmıştım.

Filmlerde ve dizilerde bazı oyuncular bizi çok etkiler. Sizin de çok etkilendiğiniz, örnek aldığınız oyuncular var mı?

Olmaz mı? Ama o kadar çok ki!.. Bu yüzden son zamanlarda izlediklerimden söyleyeyim. Örneğin, zaten çok sevdiğim, takip ettiğim bir oyuncu Viola Davis’in Fences filmindeki performansı çok etkileyiciydi. Öte yandan The Worst Person in The World dizisinde harika bir oyunculuk sergilemiş olan Renate Reinsve.

Gezmeyi çok sevdiğini biliyoruz. Nereye gideceğini hangi tercihler belirliyor?

Arkadaşlarımla birlikte çok planlı bir şey yapmıyorsam, tesadüfen gezerken bulduğum ya da biri önerdiğinde veya internette görüp beğenip araştırdığım yerlere giderim.

Planlı programlı mıdır hayatınız yoksa işleri akışına mı bırakırsınız?

İş dışında tüm hayatımı anlık seçimlerle yaşarım. Bir rutinim oluşursa da genelde kısa süre sonra başka bir rutin bulurum kendime.

Takıntıların ya da bazı hurafelere karşı zayıflığın var mı?

Maalesef! Zifiri karanlıktan ödüm kopar. Aslında karanlık korkusu değil de bir daha göremeyecek olma korkusu bu. Tüyleri çok severim. Şans getirdiğine inanıyorum. Yolda çok dikkatimi çeken bir tüy olursa alırım. Bir fırsat, bir mutluluk getireceğine inanırım.

Çok sevindiğinde ve mutlu olduğunda bunu nasıl belli edersiniz?

O an kahkahalar atıyorsam birden ağlamaya başlayabilirim mesela. Sevincimi anında dostlarımla paylaşırım, heyecanımı yatıştırana kadar saatlerce telefonda konuşurum.

Sıcakların insanı mısın yoksa soğuğun mu?

Kesinlikle sıcak. Yazı çok severim, enerjim anında değişir. Kendimle özellikle yaz günlerinde çok daha barışığım. Sıcak beni hiç rahatsız etmez. Baharı da severim ama yaz bambaşka bir şey.

Kimi oyuncular ters köşe rolleri canlandırmayı sever. ters köşe roller sizi heyecanlandırır mı?

Ters köşe bir karakteri canlandırmak tabii ki çok güzel olur. Galiba ana hikayenin aşk ve ilişki üzerine olduğu bir işte olmak isterim.

Sabahları kalkmak hepimiz için zor. Nasıl uyanmak istersiniz sabahları?

Çok basit aslında, alarmsız bir uyanışın sonrasında bir fincan Türk kahvesi ile kendime gelmek isterim..

Yorumlar

Yorum Gönder