Ekranların yeni dönem dizisi "Destan'da at binip kılıç kuşanarak hayranlarını selamlayan Ebru Şahin, beyazcamda boy gösteren en yetenekli genç oyunculardan. 1994 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Şahin, İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nden mezun olduktan sonra oyunculuk eğitimlerine devam etti. İlk kamera önü tecrübesini 2016 yılında "Kan Parası" adlı filmde yaşadı. "Destan" dizisinden önce "Savaşçı"da Didem, "İstanbullu Gelin"de Burcu Selimer, "Yasak Elma"da Hira rolünü üstlenen genç oyuncu, geçtiğimiz yıl ekrana veda eden "Hercai" dizisinde Reyyan Şadoğlu karakteriyle ilk kez başrol oynadı. "Destan"ın Akkız'a sorularımızı, siz okurlarımız için yönelttik...
Oyunculuk, görünürlük ve şöhret demek. Bu tecrübe sizi değiştirdi mi yoksa aynı kişi misiniz?
Gelişim ve değişim hayatın özünde var. Ben, gözlem yapmayı, olaylar karşısında insanların tepkilerini, jest mimiklerini izlemeyi ve kendimce değerlendirmeyi, bunları objektif sıyırarak “Nerede yararlanabilirim”i düşünmeyi çok severim. Oyuncu olarak iş seçimimde yaşayacağım tecrübeleri düşünmek ve bundan keyif almak, toprağın altındakileri gün yüzüne çıkarmak hayatımda çok güzel bir yol felsefesi oldu. Hem mental hem de fiziki anlamda çok şey kattı hayatıma.
Mesela?
Her şeyden önce insanları daha tarafsız gözle ve detaylı gözlemleme yeteneğimi geliştirdim. Bir duygunun sonsuz sayıda ihtimmallerle aktarılabileceğini öğrendim. Oyunculuk bana söylenenle kastedilenin arasındaki nüansları algılama potansiyelimin artmasını ve elbette fiziksel anlamda yeni beceriler edinmemi, var olan potansiyelimi daha etkin ve verimli bir şekilde kullanmamı sağladı.
Ya ruhsal dünyanızdaki değişimler?
Hayatımda değişen bir şey yok diyemem tabii ki değişen şeyler oldu ancak bunlar hiçbir zaman kibir gibi negatif duygulardan beslenmeyecek, daha çok pozitif enerjilerle; samimiyet, sıcaklık ve içtenlikle harmanlanacak ki bu, herkesten önce kendime verdiğim bir söz. Oyuncu olmanın ve aldığın sorumlulukları yerine getirmenin her ne kadar zor yanları varsa da milyonların sevgisini ve heyecanını hissetmek benim için ifade edemeyeceğim kadar kıymetli ve hayat mücadelemin boşuna olmadığını gösteren harika bir detay.
Destan bir dönem dizisi. Kostümler, diyaloglar, tavır ve davranışlar doğal olarak çok farklı. Nasıl hazırlandın bu diziye?
Biz kadınların hayatı adeta bir varoluş mücadelesi ile gelip geçiyor. Bunu ekrana taşıyıp tarihimizde ve içimizdeki cesur kadınları göstermek, kadınlar adına güçlü bir aksiyon becerisi ortaya koyabilmek ve bu kadınların alışılmış kahraman algısının dışında poz kesmeden gerçek duygularıyla güçsüz ve güçlü yanlarıyla ama var olduklarını anlatabilmek istedim. Şanslıyım ki bu hayalimi profesyonel bir çalışma ortamında, verilen emeğin de boşa gitmediğini görerek gerçekleştirme fırsatım oldu.
Akkıza bürünmek için ne gibi hazırlıklar yaptın?
Destan için oyunculuk teklifi geldiğinde üç sezon devam eden "Hercai" ekrana henüz veda etmişti. Karakterler arasındaki ayrımı yapmak, dinlenemeden başka bir yolculuğa çıkmak tatlı bir stres yaratsa da büyük bir özveri ve keyifle aylarımı bir çiftlikte geçirdim. Her gün üstüne katarak sınırlarımı zorlamak bana çok iyi geldi. Ulaşabildiğim her şeyi okumaya, altındaki tarihi görmek, duyguları anlamak için her kabuğu kırmaya çalıştım. Ruhsal ve fiziksel gelişim, işimizin ruhuyla bütünleştiğinde daha heyecanlı bir hal aldı. Aldığım tepkilere göre de ortaya gerçek bir Akkız çıktığı için çok mutluyum.
Bize biraz dizi hakkında bilgi verir misiniz?
Dizide olaylar Orta Asya’da geçiyor, konu çok özgün ve bu haliyle pek çok ilki barındıroydr bünyesinde. Çekişme ve aksiyonun yanı sıra farklı duygular ve aşk üzerinden güçlü bir kadın karakteri tanıyoruz. Türklerin ilk ana vatanını ve oraların arındırdığı ruhu bir kez daha önce kendimize sonra insanlara hatırlatıyor olmak da enteresan bir haz veriyor. Kadın ve erkeğin el ele mücadelesini anlatan bir destan ve kadının toplumdaki yerinin henüz yozlaşmadığı bir dönem.
At binmek, kılıç kullanmak da sporcu kişiliğin ve eğitiminle örtüşmüş. Hâlâ aktif spor yapıyor musun?
Küçük yaşlardan beri basketbol, voleybol, atletizm gibi birçok spor dalıyla ilgilendim. Hepsiyle aynı anda ilgilenmenin zorluğu ve öğretmenlerimin teşvikiyle atletizmde karar kıldım ve bölgesel olarak da birçok madalya kazandım. Üniversitede ise bölümüm gereği sporun birçok branşıyla uğraştım. “Hangi sporda çok iddialısın derseniz” buna net bir şey diyemem çünkü hayatımın hiçbir yerinde çok büyük iddialarla kendimi bağlamayı sevmiyorum. İddialarla vakit öldürmektense elde ettiğim sonuçlarla iddiamı belirlemeyi tercih ederim.
Taraftarlıkla aran nasıl?
Çalışma tempomdan dolayı üniversiteden sonra çok takip ettiğimi söyleyemem ama şu an eş durumundan gece maçı fanatiği oldum diyebilirim. Futbolda da basketbolda da karşılaşmaları çok seviyorum ama Spor Bilimleri Fakültesi’ne girdiğim yıl ülkede eskiden olan mücadeleci ve gerçek spor ruhunun kaybedildiğini düşündüğüm için takım tutmama kararı aldım.
Yakın zamanda bir düğünden söz edebilir miyiz?
Bir planımız olmadığını söylemiştim. Ancak aniden evlenirsek kimse şaşırmasın. Belki hiç evlenmeyiz, bunları yaşayıp göreceğiz.
Akkız'ın dışında başka bir tarihi karakter ilgini çekmiş miydi, hangisi oynamak isterdin?
Tarihimizde binlerce yıldır var olmuş ve bizim biz olmamızda emeği geçmiş tüm kadınlarımızı canlandırmak müthiş oyurdu. İlla isim vermem gerekirse şu an çok objektif olamadan
Tomris Hatun veya Penthesilea derim.
Elinde sihirli değnek olsa neleri değiştirmek isterdin?
Şiddetin her türlüsünü, adaletsizliği, hoşgörüsüzlüğü, insanlığa ve evrene zarar veren tüm hırsları bitirmeyi dilerdim.
Hangi mevsimin kadınısın?
Her mevsimin ayrı romantikliği ve melankolisi var diye düşünüyorum ama ben baharı çok severim. Bahar, kokusu, doğanın canlanışı beni inanılmaz neşelendiriyor.
Çay mı, kahve mi, yoksa bitki çayı mı?
Aklına çay gelen biri değilim, bitki çayı ve sade kahve tercih ederim.
Kedi mi, köpek mi?
Kedi, köpek diye tercih yapamam, genel olarak hayvanları çok seviyorum, çok etkileyici ve ilham verici buluyorum.
Sana göre aşk nedir?
Tek bir tanım verebilmem mümkün değil ne söylesem başkası eksik kalır. Sorduğunuz soru üzerindense aşk; bana göre dönüşümden çok gelişim halindedir. Sevgiye dönüşmez sevgiyi içine katar, güvene dönüşmez güveni içine katar, tutkuya dönüşmez onu içine katar. Halil Cibran’ın Ermiş kitabından şu ifadeyi ödünç alayım; “Aşk kendinden başka bir şey vermez ve kendinden başkasından almaz. Ne sahiplenir ne de kendisine sahip olunur Çünkü aşk yeter aşka.”
Hep tartışılan ve hep kahrolduğumuz bir şey var; kadına şiddet. Bu konuda neler söylemek istersin?
Kadın ya da erkek fark etmez, kişi önce hayatta varoluş amacını ööğrenmeli, anlamaya çalışmalı. Evlatlarını sağduyulu yetiştiren ebeveynler çoğaldıkça ve kanunlar biraz daha koruyucu bir yol izledikçe umarım bunları konuşmuyor oluruz. Kadınlar öncelikle fiziki güce değil, içlerinde istediklerini yapabilecek gücün olduğuna inanmalılar. Düzenleme: Canan Cangert

Yorumlar