Avukat Meltem Banko'dan Avrupalı Türkler'e uyarı


Avukat Meltem Banko'dan Avrupalı Türkler'e uyarı

Ankara Barosu'na kayıtlı avukat Meltem Banko, gazetemiz HABER'e yaptığı açıklamada Avrupa'da yaşayan Türkler'in sorularını cevaplandırdı. Yurtdışında yaşayan milyonlarca Türk'ün hemen hemen her gün karşılaştığı hukuki zorlukların çözüm yollarını memnuniyetle çözmeye çalıştığını belirten Meltem Banko, "yurdışında yaşayan vatandaşlarımıza hukuki konularda yardımcı olmaya hazırız" dedi.

1- Avrupa’daki Türk vatandaşlarımızın emeklilik işleri için onlar hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Bugün Avrupa’da 10 milyona yakın Türk vatandaşı bulunmaktadır. Bu vatandaşlarımız genelde ekonomik amaçlarla göç ederek Avrupa’da yaşamaya başladılar. Her ne kadar hayatlarına Türkiye’de devam etmiyor olsalarda Türk vatandaşı olmaları sebebiyle birçok hakları bulunmaktadır. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın bu haklarını kullanabilmeleri için Devletin gerekli tedbirler alması gerektiği Anayasanın 62. maddesinde açıkça belirtilmiştir. İşte bu hakların en önemlilerinden olan sosyal güvelik haklarıda Anayasa ve kanunlarımızla güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte Ülkemizde yaşayan Türk vatandaşlarının emekli olabilmesi için aranan şartlar gibi yurtdışında ikamet eden vatandaşlarımızın emekli olabilmesi içinde bazı koşulları sağlamaları gerekir. Kısaca bu koşullara değinmek isterim.

Sosyal güvelik haklarını güvence altına alan ve emeklilik için gerekli koşulların düzenlendiği 3201 sayılı Kanun’a ve çalışma sürelerin borçlanılmasına ilişkin diğer yasa ve yönetmeliklere göre; öncelikle bu kişilerin Türk vatandaşı veya doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerden olması gerekir. İkinci olarak bu kişilerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen sigortalılık sürelerini, sigortalılık sürelerinin arasında veya sonunda bir yıla kadar işsizlik sürelerini ve ev hanımları için ev kadınlığında geçen süreleri belgelendirmeleri koşulu aranmaktadır. Burada önemli olan hususlar Türk vatandaşlığının bu belirtilen süreler boyunca ve emekliliğe başvuru sırasında kaybedilmemesi gerektiği ile18 yaşından önce çalışılan sürelerin borçlanılamayacağı hususlarıdır. Ayrıca başvurunun yazılı olarak ilgili sosyal güvenlik kurumuna yapılması gerekir.

Bu temel şartların yanında bazı özel şartlarda aranmaktadır ve prim hesaplanmasına ilişkin hususlarda ilgili yasalarda detaylı olarak düzenlenmiştir. Benim bu noktada yurtdışında bulunan vatandaşlarımıza tavsiyem şu olacaktır: Bu zamana kadar gösterdikleri emek ve çalışma neticesinde kazandıkları ve Devletin kanunları ile güvence altına alınan bu haklarını mutlaka kullanmalılar. Görüldüğü üzere emeklilik için ağır şartlar öngörülmemiştir ve vatandaşlarımız lehine düzenlemeler getirilmiştir. Tavsiyem şartları sağlayan vatandaşlarımızın bir an önce gerekli işlemleri yaparak ilgili kurumlara başvurmalarıdır.

2- Yurtdışında bulunan Türkler için tapu- devir işlemleri ve ortaklığın giderilmesi süreçleri nasıl işler?

Oturma ya da çalışma izni ile 6 aydan fazla süreli olarak yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, yabancıların ülkemizde alacağı gayrimenkullerde yararlandığı avantajlardan aynı şekilde yararlanabilirler. Bu avantajların en başında 6 aydan fazla süredir yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız için Türkiye’de satın alacakları ilk konut ya da işyeri için KDV vergisinden muaf tutulacak olmaları gelmektedir. Ancak bu imkandan yararlanmanın ön şartı vardır: yabancılar ve 6 aydan süreli yurt dışında yaşayan Türkler satın alacakları ilk konut veya ofisin bedelini dışından getirecekleri döviz ile ödemeleri şartıyla bu gayrimenkul için konut vergisi ödemeyeceklerdir. Ancak bu vergi muafiyeti için bu gayrimenkullerin en az 1 yıl satılmaması gerekecektir. Aksi takdirde, satın alındıktan 1 sene içinde tekrar devredilen gayrimenkuller için alınmayan vergilerin ödenmesi gündeme gelecektir. Vergi indiriminden yararlanan mükelleflerin indirim uygulamayı gerektiren şartları taşımadığı daha sonradan anlaşılırsa, vergileme döneminde uygulanmayan indirimler vergi ziyaı cezası uygulanmadan direkt olarak tarh edilecektir.

Avrupa’daki vatandaşlarımız için sahip oldukları mülkleri satmayı düşündüklerinde onları için sunulan bir kolaylık vardır. 2014 yılından bu yana artık vatandaşlarımız Türkiye'ye gelmeden oradaki tapu müşavirliklerinde arsalarının ve gayrimenkullerinin satışı ve ipotek gibi işlemlerini kolaylıkla yaparak devir işlemlerini gerçekleştirebilirler. Özellikle Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız için bu tapu müşavirliği Berlin Konsolosluğu’nun bünyesinde açılmıştır. Bu sayede gurbetçilerimizin tabu kadastro işlemleri yurtdışından yürütülmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre taşınmazlarla ilgili davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Dolayısıyla taşınmaz üzerinde ortaklığın giderilmesi için yurtdışında yaşayan Türkler bu davayı vekaletlerini verecekleri avukatları aracılığıyla Türkiye’de takip edeceklerdir. Avukata vekalet verme işlemi bulundukları yerdeki Türk Konsolosluğu’ndan gerçekleştirilebilecektir.

3- Avrupa’da yaşayan ve Türkiye’de iş kurmak ve yatırım yapmak isteyen iş adamlarının hukuki ihtiyaçları ve Türkiye’ye dönmek isteyen kişilerin yatırım işlemleri için neler söylemek istersiniz?

Yabancı bir ülkede yatırım yapmak isteyen iş adamları çoğu kez karşılaşabilecekleri hukuki engellerden ve yatırımlar için Devlet’e ödenmesi gereken yüklü miktarlardan çekinerek yatırım yapmaktan vazgeçmektedirler. Gerek ekonomideki büyümeye katkı gerekte piyasalardaki rekabet ortamının iyileşmesi açısından yabancı yatırımlar Devletler için çok büyük değere sahiptir. Ülkemizde de bu yabancı yatırımlara oldukça değer verilmektedir ve getirilen düzenlemelerle yabancı yatırımcılar ve yurtdışındaki vatandaşlarımız ülkemize yatırım yapmaları noktasında teşvik edilmektedir.

Özellikle 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancıların ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ticari faaliyetleri önündeki sınırlamalar kaldırılmıştır. İlgili kanuna göre Uluslararası anlaşmalar ve özel kanun hükümleri tarafından öngörülmedikçe yabancı yatırımcılar tarafından Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım yapılması serbesttir ve yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabidirler. Yani yabancı yatırımcılar artık Türk Ticaret Kanunu ile izin verilen tüm şirket türlerini kurabilecek ve ilgili kanundaki haklardan faydalanabileceklerdir. Aynı maddede doğrudan yabancı yatırımların yürürlükteki mevzuat gereğince; kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılıkları ödenmedikçe kamulaştırılamayacağı veya devletleştirilemeyeceği düzenlemesinede yer verilerek bu hususta güvence altına alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nda kurulacak şirketin türüne göre gerekli koşullar sayılmıştır.

Dolayısıyla Yabancı yatırımcılar veya yurtdışında yaşayan Türk yatırımcılar,  yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi tutulacaklarına güvenerek, herhangi bir sınırlamaya maruz kalmaksızın tüm ticari faaliyetlerini Ülkemizde gerçekleştirebilirler.

4- Yurtdışında yaşayan bir Türk vatandaşı için boşanma-tanıma-tenfiz süreci nasıl işlemektedir?

Her mahkeme kararı kendi ülke hukukuna göre hüküm doğurur Yabancı mahkemeler tarafından verilen mahkeme kararlarının bizim ülkemizde hüküm doğurabilmesi için tanınması ve tenfiz edilmesi gerekir. Yabancı mahkeme kararlarının ülkemizde kesin hüküm sonucunu doğurması ilgili kararın tanınması ile mümkündür. Aynı şekilde yabancı mahkeme kararının ülkemizde icrai etki doğurabilmesi için yetkili yargıdan tenfiz kararının alınması gerekir. Bu aşamada daha çok yeni olan ve çok önemli bir düzenlemeden bahsetmek isterim. 29 Nisan 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 690 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin 4. maddesi ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa 27’nci maddesine ekleme yapılarakYabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tescili noktasında bir idari yol öngörüldü. Bu düzenlemeye göre yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir. Aynı maddeye göre bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır.

5- Almanya’da yaşayan Türklerin bankalardaki hesapları veya mülk gelirleri öğrenilebilir mi ve bu noktada Türk bankaları istendiği takdirde Alman kurumlarına bilgi vermek zorunda mıdır?

Türkiye ile Almanya arasında "Otomatik Bilgi Transferi" adı verilen anlaşma 1 Ocak 2018 itibarıyla resmi olarak yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma, Türkiye'de malı olmakla beraber Almanya'dan sosyal yardım alıyor olan tüm Türk vatandaşlarını ilgilendirmektedir. Anlaşma 2016 yılında AGİT çatısı altında imzalanmıştır ancak 1 Ocak 2018’den itibaren uygulama alanı bulacak bu sözleşmeye göre, imzacı tüm ülkeler banka bilgilerini birbirleriyle paylaşabileceklerdir. Dolayısıyla Avrupa’da yaşamakla beraber, Türkiye’de parası veya taşınmazı bulunan bir Türk vatandaşının bu bilgilerine oturduğu ülke makamları otomatik olarak erişebilecektir. Yani Türk bankaları bilgi vermek zorunda kalmadan bilgiye erişim mümkün olacaktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu sözleşmenin kapsamına yalnızca banka hesapları yani gelirler girip, mülk olup olmadığı vs. girmez.

6- İnternet üzerinden işlenen suçlar nelerdir?

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununun 8 inci maddesinde erişimi engellenebilecek internet üzerinden işlenebilen suçları katalog halinde saymıştır. İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir. Bunlar: 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan, İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228), suçları ve 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.

Saymış olduğum kanunun kapsam altına aldığı suçların türleri tasniflenebilir. Bilişim suçları amaçlarına ve yöntemlerine göre çok çeşitli türlere ayrılabiliriz. Buna göre bilişim suçlarını şu şekilde tasnif edebiliriz: Bilgisayar Sistemlerine ve Servislerine Yetkisiz Erişim, Bilgisayar Sabotajı, Bilgisayar Yoluyla Dolandırıcılık, Bilgisayar Yoluyla Sahtecilik, Bir Bilgisayar Yazılımının İzinsiz Kullanımı, Kişisel Verilerin Kötüye Kullanılması, Sahte Kişilik Oluşturma ve Kişilik Taklidi, Yasadışı Yayınlar, Ticari Sırların Çalınması, Terörist Faaliyetleri, Çocuk Pornografisi, Hacking, Diğer Suçlar (Organ, fuhuş, tehdit, uyuşturucu, vb.).

7- İnternetten olumsuz içerik kaldırmanın usulü nedir?

5651 sayılı kanundaki suç türlerinden doğan bir kişilik hakkı ya da telif hakkı ihlalinde izlenilmesi gereken yol erişim engelleme başvurusudur. Bu kanunun madde 9/1 hükmüne göre internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden her kişi ile kurum ve kuruluşlar; önce içerik sağlayıcısına, içerik sağlayıcılarına ulaşamadıkları takdirde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebilirler.Veyahut da Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak bu içerik için içeriğe erişim engellenmesi de isteyebilir.

İlk olarak ifade ettiğim uyarı yöntemi ile ilgili olarak 5651 Sayılı Kanun’a göre talepler, en geç 24 saat içinde değerlendirilmeye alınarak talep edene cevap verilir.İkinci yol olan Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruda, duruşma yapılmadan talepler hakkında en geç 24 saat içinde karar verilir. Hakim, bu madde gereğince verdiği erişimin engellenmesi kararını sadece kişilik hakkı veya telif hakkı ihlalinin yapıldığı yayın ya dayayının kısmı veya bölümüiçin içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadığı müddetçe internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilmemesi gerekir. Hakim, URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğini düşünürse, gerekçesiyle beraber internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine karar verebilir.

Hakimin bu verdiği erişimin engellenmesi kararıdirekt olarak Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilir. Bu birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararlarının gereği en geç 4 saat içinde yerine getirilir. Eğer erişimin engellenmesi kararı alınmışsa en fazla 2 iş günü içinde Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından hala engelleme işlemi yapılmamış gibi görünüyorsa URL içeriğini kontrol etmekte yarar vardır. Ancak 5651 Sayılı Kanunda 4 saat içinde engelleme işlemi gerçekleştirilir şeklinde bir sınırlama getirilmiştir. Uygulamada kararın Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilmesiyle birlikte genellikle çokça kararın bekliyor olmasından ötürüzaman zaman gecikmeler söz konusu olabilir. Ancak bu süre genellikle 2 iş gününü geçmemektedir. DUP Ajans / Duisburg

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder