Böyle basın özgürlüğü mü olur?


Böyle basın özgürlüğü mü olur?

Almanya'da yaşayan milyonlarca Türk'ün de ödediği TV vergisi (GEZ) ile finanse edilen devlet televizyonlarında Türkiye Cumhurbaşkanına "hakaret edilmesi" basın özgürlüğü mü?!

Alman medyasında, özellikle devlet televizyon kanallarında  sık sık yer bulan Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde Türkiye’yi karalama ve küçük gösterme çabaları yurt dışında yaşayan vatandaşlar arasında tepkilere sebep oldu.

Kızgınlıklarını gizlemeyen vatandaşlar ‘’Özellikle devlet kanalı ciddiyetinde olması gereken ZDF gibi bir kanalın belden aşağı olarak insanlara terbiye sınırlarını aşan bir biçimde saldırması anlaşılmaz bir tutumdur’’ diyerek öfkelerini dile getirdiler.

‘’Bizden kesilen milyonlarca Euro'luk paralarla hakaret unsuru taşıyan yayınların yapılmasını kınıyoruz’’ diyen vatandaşlar Almanya’daki tüm toplum sivil kuruluşlarını duyarlı olmaya çağırdılar.

Öte yandan uyum ve eğitim alanlarında çalışan uzmanlar hakaret türü medyacılığın her kime olursa olsun yapılmasının ‘’entegrasyon’’ açısından zararlara yol açacağı tehlikesine dikkat çekerek "Bir yandan uyum için maddi olanak sağlamakta zorlanan Alman ekonomisine yarar yerine zararı olacaklardır" uyarısında bulundular.

Irkçı Yayına Vatandaşlar Tepki Gösterdi

Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyük Elçiliği Basın Müşaviri Refik Soğukoğlu, yapılan saygısızlığı sert bir dille kınarken vatandaşlara sağduyu çağrısınde bulundu. Soğukoğlu: "Basın ve ifade özgürlüğü elbette desteklenmesi gereken evrensel bir haktır. Fakat bu hak hiç kimse için sınırsız değildir. "Parodi" adı altında hiç kimse, hiçbir bireye hakaret etme hakkına sahip değildir. Jan Böhmermann bu iğrenç videosu ile kesinlikte tarihe geçmiştir. Bir daha hiç kimse bir devlet başkanına karşı bu denli hakaret edemeyecektir, çünkü bundan daha fazla hakaret ve aşağılama olamaz. Herşeye rağmen Jan Böhmemann denen kişinin yaptıkları kesinlikle iki ülke arasındaki ilişkileri zedelememeli ve bir krize yol açmamalı. Bu pervasız ve "aşağılık" videodaki hakaretler Alman ceza kanununun 103 ve 104A maddeleri uyarınca 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile sabittir ve bu doğrultuda Jan Böhmermann'a karşı bireysel ve kamusal olarak suçduyurusunda bulunarak gereği yapılmalıdır. Bu vesileyle tekrar bu iğrenç videoyu kınıyor ve bu videoyu lanetleyen tüm Alman ve Türk vatandaşlarımıza teşekkür ederek herkesi sağduyulu olmaya davet ediyorum" dedi.

Muhammed Al - Öncelikle sanat ve hakaretin ayırt edilmesi gerekiyor. Hiçbir sanat, hiç kimseye bir başkasına hakaret etme özgürlüğü taşımaz. ZDF'nin yayınladığı bu program, medeniyet sınırlarını zorlamıştır. Büyükelçimizin dediği gibi bu alenen bir ırkçılıktır, tahriktir. Bu "seviyesizliği" yapan kişinin derhal görevden alınmasını diliyorum. Programın ilerleyen bölümlerinde hedefin sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan olmadığı, Türkler'e de açıkça hakaretler edilmiş, kışkırtıcı, seviyesiz ve ırkçı söylemler bulunuyor. Ben o kişinin sanatçı değil bir provakatör olduğunu düşünüyor, kınıyorum.

Prof. Dr. Tuncay Palta - Bu konu ile ilgili sosyal medya hesabımdan bir video paylaşmış ve şu notu düşmüştüm. Almanya'da hiç kimse insanın hürriyet, şeref ve vicdanına dokunamaz. Fakat bu topluluk, bu zihniyet hiçbir değer yargısı taşımadan, kendince ötekileştirdiği herkesin hürriyetine, şeref ve vicdanına adeta saldırıyor. Almanlar'ın biraz daha akıllı olması, gözünü açması, olanları okuyabilmesi gerekiyor. Ben Merkel'in, Avrupa'nın kaderi değil sonu olduğunu düşünüyorum. Son olarak şunu söylemek isterim: Bizim Cumhurbaşkanımız'ı, Başbakanımız'ı bütün dünya sevmiş, Almanlar sevmemiş ne yazar?

Serkan Bakıcı - Bence bu tür olaylar Almanya'da yaşayan Türklere açıkça yapılan bir saygısızlıktır. Kim olursa olsun Türkiye'yi temsil eden bir kişiye hangi mantıkla bu denli ağır hakaretler yapılabiliyor anlamıyorum. Bu kişiler Amerika, Rusya veya herhangi bir Avrupa ülkesi başkanı için asla böyle bir şey yapmaz değil yapamazlar. Ben mantıklı hiçbir açıklaması olduğunu düşünmüyorum. Irkçı ve seviyesiz bir saldırıdan başka bir şey değil. Burada bizi dışlamaya çalışıyorlar ancak hayat sadece etkilerden değil, aynı zamanda tepkilerden de ibarettir. Umarım bunu da düşünüyorlardır.

Hasan Uğurluoğlu - Bu olay bize şunu gösteriyor. Almanya, 60 yılı aşkın süredir burada yaşayan, ekonomiye, sosyal hayata katkıda bulunan Türk vatandaşlarını benimsememiş. Bizi istemiyorlar. İstanbul'da gerçekleşen bombalı saldırının ardından terör örgütü mensuplarına burada yürüyüş izni verilmesi de bizi istemediklerinin bir göstergesi. Basit ve ırkçı olarak niteliyorum. Söylenecek çok şey var aslında ama değmez.

Fikret Yola -  Dünyanın neresinde olursa olsun, kişiler eleştirilmelidir. Hele bunlar halkın gözündeki insanlarsa daha da fazla eleştirilmelidir. Erdoğan’ı, Merkel’i, Obama’yı, Putin’i ya da bir sporcuyu, sanatçıyı, gazeteciyi, eleştirmek kadar normal bir şey olamaz. İş hakaret sınırında ise orada durmak lazım. Almanya anayasası ne güzel başlar. Die Würde des Menschen ist unantastbar (Art. 1 Abs. 1 Grundgesetz) Bireye verilen önem ve saygıyı ön plana çıkartan dokunulmazlık maddesini anlamayan medyacılar da var hala aramızda. Demek ki bunlar Friedrich Schiller ve bunun gibi yüzlerce Alman  felsefeci, yazar, sanatçıdan ders çıkaramayacak kadar aciz kalmışlar. Öylesine güçlü bir edebi, felsefi geçmişi ve sayısız santçıları ile dünyada önemli bir yer edinmiş bu ülkeden nasıl böyle yaratıklar çıkar anlamıyorum. Bu medyacıların yaptıklarını, insanları güldürme ustaları Palyoçalar bile akıllarına  getirmemişlerdir. Onlar ki mesleklerini onurluca yaparak kendilerini sanatları uğruna gülünç duruma düşürerek yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Uzun yıllardır emekler harcanan Alman Türk dostluğuna leke sürmeye çalışan bazı medyacılara da yazıklar olsun diyorum.  DUP Ajans/Duisburg

Yorumlar

Yorum Gönder