BABA DİZİSİNİN BÜŞRA SARUHAN'I ÖZGE YAĞIZ


BABA DİZİSİNİN BÜŞRA SARUHAN'I ÖZGE YAĞIZ

1997 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Özge Yağız, Başkent Üniversitesi'nde Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden mezun oldu. Kamera karşısına ilk kez 2016 yılında ekrana gelen "Adını Sen Koy" adlı diziyle geçen Özge Yağız, bu dizinin ardından Kanal 7'de yayınlanan "Yemin" dizisinde başrol karakteri Reyhan'ı oynadı. "Yemin"in ardından "Sol Yanım", "İçimizden Biri" adlı dizide oyunculuk kariyerini sürdüren Yağız, şu sıralar Baba dizisinde ünlü oyuncu Haluk Bilginer ile birlikte boy gösteriyor. Genç oyuncu ile hem yeni dizisinden hem de kendisine dair söyleştik...

Dizi setlerinde çalışma şartları çok zorludur. Böylesi dönemlerde hayatını nasıl düzenliyorsun?

Hayatımı belli bir program çerçevesinde düzenlemeyi severim, yoğunlukla da böyle başa çıkıyorum. Böyle olması hayatıma daha çok düzen katıyor. Güne erken başlarım ve günlük hayatımdaki her ayrıntı domino taşları gibi ilerler. Yani ajandam önümde, elimde kalemim sürekli bir şeyleri not alırken yakalayabilirsiniz beni.

Setten çıkınca dışarıdaki hayata hemen uyum sağlayabiliyor musun?

Bazen evet, bazen hayır. Böyle anlarda şöyle bir yarım saat silkelenmem gerekiyor. Sahnede ağladıysam, sinirlendiysem duygudan arınmam daha zor oluyor çünkü.

İlk rolünden bu yana mesleğinde ilerlemek adına neler yaptın?

Bir kere büyüdüm. Hem fiziken hem ruhsal olarak. Her şeyi gözlemledim, yanlış olduğunu hatta doğru olduğunu bile bildiğim her davranışımdan sonra kendimi irdeledim. Kendi doğrumu değil doğru olanı anlamaya çalıştım, hâlâ da bunun çabası içindeyim.

Yeteneğini izleyince kendisini acımasızca eleştirenlerden misin?

Evet, bu konuda oldukça hassasım. Sanırım her şeyi didik didik etmekten keyif alıyorum, bu benim motivasyonumu artırıyor.

Tam şu dönemde nasıl bir ruh hali içindesiniz?

“Hayatımın bahar tadında yazına denk geldiniz" denilebilir. Her şeyin dengede olduğu, her tadın olması gerektiği gibi ve gerektiği kadar geldiği, farkındalıklarımın beni çok iyi hissettirdiği bir dönemdeyim. Sevgi sözcüğünü, hayatımın tam orta noktasına alıp ondan bana uzatılan her dalın kıymetini bildiğim bir Özge ile başbaşayım.”

Haluk Bilginer gibi bir ustayla aynı dizide oynamak nasıl bir duygu?

Bu mesleğime ilk başladığımı günlerden beri en büyük hayallerimden biriydi. Şu anda da yaşadığım bir gerçek. Bu nasıl anlatılır ki! Haluk Bilginer setin büyüğü, küçüğü, öğretmeni, babası, sesi, soluğu, gökkuşağı; ciddi anlamda setin her şeyi. Onun enerjisinin yanında, sahip olduğunuz enerjiden bile utanıyorsunuz bazen. Her sayfasını ezberleye ezberleye okumamız gereken özel bir hikâye Haluk Abi.”

Bize Baba"daki Büşra Saruhan'dan söz eder misiniz biraz da? Nasıl bir karakter Büşra?

Büşra'nın hikâyesini ilk okuduğumda o kadar üzülmüştüm ki... Onunla bütünleşebilmek için onun ruhunun derinliklerine inmem gerekti. Çünkü yalnızdı, ürkekti, vazgeçmişti. İnsan hayatında o kadar derinlerde seyreden duygular ki bunlar, psikolojiniz başka bir boyuta atlıyor. Her şeyiyle seviyorum Büşra'yı. Zeki kızım benim, umarım hep kıymetinin bilineceği yerlerde olur."

Karakter ve rol ayrımı yapar mısınız? "Şöyle bir karakter olsa daha iyi oynardım" dediğiniz olur mu?

Rol ayrımı yapmam, mesleğinde iddiası olan hiçbir oyuncu da böyle bir ayrım yapma gereği hissetmez zaten. Kendimi her birine ayrı ayrı yakın hissetmeseydim, çıktığım yollarda yürümek benim için çok zor olurdu."

Oynamak istediğin hiç özel bir rol yok mu?

Önceden böyle hayallerim vardı. Ama artık öyle hızla değişiyor ki her şey, insanın hayalleri de farklılaşıyor. Şu sıralar aklımda beliren tek şey; içinde bulunduğum ve bulunmak isteyeceğim her işe heyecan duyabilmek ve tutkuyla bağlı kalabilmek.

Her daim hareketli ve olumlu bir haliniz var. Doğuştan gelen özellikler mi bunlar?

Hep öyleydim sanırım ve bunu da inanç sahibi olmama bağlıyorum. Hissettiğim her duyguya, kafamda oluşan her düşünceye çok inanırım. Doğru şeylerin eninde sonunda bizi bulduğuna inanıyorum. Bu yüzden enerjimi en iyisini yaptığımdan emin olmaya harcıyorum, geriye kalan her şeyi akışına bırakıyorum."

Sosyal medyada milyonlarca takipçin var. Bu mecrada hayatını paylaşırken nelere dikkat ediyorsun?

Aslında oralarda hayatımı paylaşmıyorum. Keyifli anlar geride birkaç kare bıraktıysa onları paylaşıyorum bunun için ekstra biz özenim yok. Bazen sosyal medyam yokmuş gibi yaşıyorum ve bu yüzden biraz azar işitiyorum; gerçekten mesleğimden dolayı da olabilir ama aklıma gelmiyor, hayat telaşımın içinde kaybolmaktan çok keyif alıyorum.