TRT Okul'un eski sunucusuydu


TRT Okul'un eski sunucusuydu

Geçtiğimiz ay yepyeni bir diziyle hayranlarının karşısına çıkan Hande Doğandemir, kamera arkasından beyazcama transfer olan ünlülerden. Star Tv'de yayınlanan Annemizi Saklarken adlı dizide Handan Bulut karakterini canlandıran oyuncu sorularımızı cevapladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi sosyoloji bölümü mezunu olan oyuncu, televizyon ve iletişim sosyolojisi üzerinde çalışma yaparken kamera arkasında çalışmaya başladı. Ardından oyunculuğa başlayan Hande Doğandemir'i, TRT ekranlarında sunucu olarak da izledik...

Sosyoloji eğitimi aldınız ama şimdi kamera önündesiniz. Bilinçli bir tercih miydi oyunculuk?

Evet ciddi bir lisans eğitim aldım. Yabancı dil eğitiminin yanı sıra yurt dışında da öğrenim gördüm. Televizyon sektörüne kamera arkasında başladım. Ama hayat bu, bir şekilde oyunculuk fırsatı çıktı önüme ve o noktada bir seçim yapmam gerekti ve şimdi buradayım.

Ciddi bir lisans eğitimi aldınız. Bu, oyunculuğunuza katkıda bulundu mu?

Bu soru bana sıkça soruluyor. Ve ben her sorulduğunda söylüyorum, aldığım sosyoloji ve iletişim sosyoloji eğitimim sadece oyunculuğuma değil hayatımın her alanında katkı sağladı. Yaşadığın toplumu anlayabilmek, çözebilmek daha analitik bir yerden yaklaşabilmek adına bana inanılmaz katkı sağladı. Ayrıca benim için sosyoloji ve oyunculuğun ortak noktası ‘gözlem’ oldu.

Beyazcamda sunuculuk da yaptınız. Diksiyonun hakkını vermek, güzel konuşmak bir oyuncu için elbette çok önemli. Peki doğru konuşmanın özel yetenekle bir ilgisi var mı?

Her şey illa ki bir miktar yetenek ister ama güzel ve doğrukonuşmak eğitimle gayet mümkündür. Ben mesleğimin yanında çok keyif alarak yapıyorum sunuculuğu da. Püf noktası da açıkçası aldığım eğitimlerle pekiştirmek diyelim.

Sette iki pozisyonda da vardınız. Kamera arkası mı yoksa önü mü daha ilginç sizin için?

Kameranın neresinde durduğunuz çok önemli değil aslında. Daha doğrusu, ikisinin de tadı, zevki, kattığı deneyimler bambaşka. İşin mutfağında olmayı çok seviyorum. Bir gün yine kamera arkasında yer alabilirim. Ayrıca oradan geçmenin oyunculuk açısından birçok konuda bana çok faydası oldu. Deneyim kazandım, bilinçlendim ve bu mesleği her açıdan görmeyi öğrendim.

Sanırım okumayı çok seviyorsunuz. Sevdiğiniz, içinize işleyen bir alıntıyı bizimle paylaşmak ister misiniz diye sorsam!..

“Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak” der büyük şair Nâzım Hikmet. Özellikle son zamanlarda umutlu olmaya ihtiyacımız olan anlarda sürekli bu dizeleri okuyorum.

Her şeyin ilki, duygu ve deneyim olarak özel anlamlarla yüklüdür. siz ilk rolanaza hatırlıyor musunuz, neler yaşamıştınız o an?

Hatırlamaz olur muyum!.. İlk defa kameranın önüne geçtiğimde inanılmaz heyecanlıydım. Hiçbir deneyimim yoktu. Biraz da tesadüflerdi beni oraya taşıyan. Her anlamda zordu benim için. Ama sonrasında ne yapmak istediğimi daha iyi anlamıştım.

Biraz da yeni diziniz "Annemizi Saklarken"den söz edelim...

Annemizi Saklarken, her şeyiyle içime sinen, tüm taşların yerine oturduğunu hissettiğim bir proje oldu. Uzun zamandır böyle hissetmemiştim. İnsanı çok heyecanlandıran, motive eden ve güvende hissettiren bir duygu. ‘Handan’ gibi bir kadın ve anne figürünü daha önce izlememiştik. Onu hayata geçirmek büyük bir şans benim için. Çocuk yaşta anne olmuş Handan’a yeri gelecek kızacağız, yeri gelecek hak vereceğiz. Onun hikayesini anlatmak için sabırsızlanıyorum. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, annelik kavramını, “Herkes anne olabilir mi” sorularını sordurtan bir hikaye.

Kutsi ile başrolü paylaştınız. Uyumlu bir işbirliği yakalandı mı?

İlk işimden bahsetmişken Kutsi de on yıl önceki o ilk işimdeki ilk partnerimdi. Kendisi harika bir insan ve şahane bir rol arkadaşıdır. İşine çok saygı duyar ve setteki herkesin mutluluğu için çabalar. Biz birbirimize 10 yıl sonra kaldığımız yerden uyum sağlamaya devam ediyoruz ve bu noktada hiç zorlanmadık.

Dizide Handan karakterini oynuyorsunuz. Üç çocuklu bir anne Handan. Ama gerçek hayatta anneliği tatmadınız. Çocukları sever misiniz, annelik sizin için ne ifade ediyor?

İlk kez bir anneyi oynuyorum. Normalde anne rollerine pek sıcak bakmam ama Handan'ın çok farklı bir hikayesi var. O yüzden ona çok farklı bir bağlılık hissediyorum. Bana gelince çocuklar için deli olurum. Zamanı geldiğinde her kadın gibi, “Bu dünyaya çocuk getirmek iyi bir fikir mi” diye arada sorsam da anneliği tatmak isterim.

"Ah şu karakteri ben oynasaydım" dediğin bir rol var mı?

Ne desem bilemedim. Ama Handan’ı o kadar sevdim ki başkası oynasa çok aklım kalırdı.

Sizce insan hayatında aşkın yeri nedir, zannettiğimiz ve umduğumuz kadar önemli bir duygu mudur aşk?

Heyecanlı ve motivasyonu yüksek bir duygu aşk. Hayatı biriyle paylaşma isteği çok güzel. Ama ben hayatta ille de aşk olsun diyen biri değilim. Kendimle de çok mutlu olabilmeyi çözmüş bir kadınım. Bu nedenle olursa ne güzel, olmazsa hayat böyle de güzel.

Dünya bir dert küpü. Gelir adeletsizliği, işsizlik, küresel düzeyde iklim sorunları vesaire. Ama insanlar yine de hayatlarında bu duyguyu en ön plana koyuyorlar...

Ben pek öyle yapmıyorum. Aşka öyle anlamlar yüklemiyorum. Sizin de birkaçını saydığınız meseleler varken aşk gibi kişisel duygular ne kadar önemli olabilir ki.

Dijital platformlar ile televizyon arasındaki rekabetin galibi kim olacak size göre?

Dijital platformların gümbür gümbür geldiği bir gerçek. Tabi ki çalışma şartları ve içerik açısından da sektör için çok avantajlı ve kıymetli. Biz Türk toplumu televizyon izlemeyi seviyoruz. Ben ana akımın da devam edeceğini düşünüyorum. Ne kadar çok platform sektör için o kadar imkan demek. Umarım kaliteli ve ses getiren yapımlar her platformda yerini bulur.

Kadına şiddet olaylarına dair düşüncelerinizi alabilir miyiz? Siz şiddete

maruz kaldınız mı hiç?

Bu konuda o kadar şey söylenebilir ki! konusu. Burada bu sorunda üç beş cümleyle bir açıklama getiremeyiz. Ben her kadının hayatında

psikolojik, fiziksel şiddete ya da mobbinge çocuk yaştan itibaren maruz

kaldığını düşünüyorum. Bunun için sorunun temeline inmek gerek. Her canlı eşittir, önce insanları böyle eğitmek gerek.

Ya hayvan hakları?..

Bu konu da tartışma dışı bir sorun. Daha çocukken herkese “Her canlının değerli ve biricik” olduğunu öğretmemiz gerek. Doğruları öncelikle ailede alırsınız. burada olmamışsa eğitimle öğrenirsin. O da yoksa vicdanın vardır ama eğer o da yoksa cezası vardır. O yüzden hayvan hakları yasası hemen şimdi çıkmalı.

Tiyatro mu, dizi mi sinema mı diye sorulsa ne derdiniz?

Kesinlikle ayıramam, hepsi birbirinden güzel ve değerli.  Hepsi birbirinden farklı hissettiren ama birbirini tamamlayan alanlar. Diziyle birçok kişiyle temasta oluyorsunuz. Sinemada beyaz perdenin ve hikayenin gücü var. Tiyatroda ise o an karşınızdakilerin kalp atışlarını duyuyorsunuz ve o alkışı hissetmek paha biçilemez tabi ki.

Hayata dair temel düşünceniz nedir?

Kendimi evrenin iyiliğine olan tüm mükemmel ihtimallere açıyorum...

Bunu söylemek bana her zaman iyi hissettirir.

Yorumlar

Yorum Gönder