Hazal, sinema dünyasını anlattı


Hazal, sinema dünyasını anlattı

Başrollerinde Hazal Türesan, Burçin Terzioğlu, Salih Bademci, Cemal Toktaş ve Şahin Irmak gibi isimlerin yer aldığı Yalancı adlı dizi, geçtiğimiz ay yayınlanmaya başladı. Dizinin başlıca karakterlerinden birini canlandıran Hazal Türesan, canlandırdığı iki çocuk annesi bir anestezi uzmanı Yasemin Aytekin rolüyle takdirleri üzerine topladı. Yönetmenliğini Hülya Gezer'in üstlendiği dizinin diğer rollerinde ise İmer Özgün, Murat Kılıç, Serkan Tınmaz, Efsane Odağ, Fatih Berk Şahin, Emir Çubukçu, Öyküsu Özyürek, Ozan Ayhan, Gizem Erman Soysaldı, Mesut Yılmaz, Doğa Karakaş, Sema Çeyrekbaşı, Özgür Şahin gibi başarılı isimler bulunuyor.

Sorularımızı cevaplarken oyunculuğun kendisi için 'bir çocukluk tutkusu' olduğunu vurgulayan Hazal Türesan, 7 Mayıs 1985 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olan Türesan, ilk oyunculuk tecrübesini 2008 yılında rol aldığı Unutma Beni dizisi ile yaşadı. Güzel oyuncu o yıllardan bugüne Tatlı İntikam, Kara Para Aşk, Yeniden Başla ve Deniz Yıldızı gibi önemli dizilerde rol aldı.

Bir oyuncu, gelen rol teklifleri değerlendirirken kendine özgü kriterlerden yola çıkar. Sizin için bu ölçütler nelerdir?

Öncelikle bir insan ve nihayetinde bir oyuncu olarak gerçeklikle, gerçek duygularla ilgileniyorum. Hayatın içinde karşılaştığım insani şeyleri ekranda görme düşüncesi beni çok mutlu ediyor. İzlemeyi seveceğim şeyin içinde olmaksa inanılmaz keyifli. 'Yalancı', bu anlamda çekti beni içine. Çok gerçek, her bir karakter, durum, replik, hikâye... Sonra çok güçlü yetenekleri olan bir yönetmen ve ona inanan ve güvenen bir yapımla karşılaşınca kabul etmem zor olmadı.

Dizide bir anne ve anestezi uzmanı 'Yasemin Aytekin'i oynuyorsunuz. Yasemin Aytekin'in kendinize benzettiğiniz özellikleri var mı? Bu role hazırlanırken neler yaptınız?

Türümüz için ne denilebilir ki... İnsanız ve iyinin kötünün, yanlış ve doğrunun farkında olması gereken bir türüz. Hem cok karmaşığız hem de çok basitiz. Hayat bizi bir takım yollara sokuyor, seçimler yapıyoruz, seçimlerimizin sonucuna katlanıyoruz. Hayat öğretiyor ve değişiyoruz. 'Yasemin' bu anlamda çok iyi işlenmiş, yaşayan bir karakter... Ve bütün zaaflarıyla onu oynayabilmem için çok çalıştım hâlâ da çalışıyorum. Yargılamadan ve anlamaya çalışarak.

Kendinize yakın buldunuz mu Yasemin'i?

Ben de 'Yasemin' gibi bir ablayım gerçek hayatta. Eline doğan kardeş o kadar kıymetli bir şey ki... Burnunun direği sızlar, canı yansa canın yanar. 'Deniz' ile kurduğu ilişkiyi buradan yakalamaya çalıştım en başta. Bunun bana çok yardımı oldu. Ama zaafları konusunda ayrılıyoruz işte.

Yalan ve Yalancı deyince... Size söylenen yalan neydi? O yalandan sonra ne yaptınız?

Ne mi yaptım?.. O yalanı ve yalanı söyleyen insanı hayatımdan çıkarmak gibi bir şansım vardı. O, çekti gitti, ben de kendi yoluma devam ettim.

Üniversitede Uluslararası İlişkiler üzerine aldığınız öğrenim görürken ani bir karar verdiniz ve oyunculukta karar kıldınız. Bu kararı verirken sizi yönlendiren duygu ve düşünceleriniz nelerdi?

Evet, Uluslararası İlişkiler bölümünü üçüncü sınıftayken terk ettim. Bir gün finallere hazırlanırken masada ağlamaya başlamıştım. Okumayı çok sevmeme rağmen birden önümdeki kitap bana yük geldi. İçten içe hep bildiğim ama bir türlü dillendirmeye cesaret edemediğim şeyi yüksek sesle söyledim kendime. Sanıyorum bunu içimden değil de dışımdan söylersem, duyarsam harekete geçebileceğimi biliyordum. "Ben oyuncu olmak istiyorum"... Ve kararımı verdim.

Ya sonra?..

Benim durumumda olanların yaptığını yaptım. Finallerime girdim, sonra da konservatuvar sınavlarına... Sanıyorum o anın kendi kendimin kahramanıydım. Ki zaten herkesin hayatının bir noktasında kendi içindeki kahramanıyla tanışıp dönüştüğüne inananlardanım.

Gönlünüzdeki bölümü bitirdikten sonra mesleğiniz adına kurduğunuz hayalleri, yaptığınız planları şimdiye kadar ne ölçüde gerçekleştirebildiniz?

Mesleğim adına kurduğum hayal iyi bir oyuncu olabilmekti. Bu yüzden konservatuvar sınavlarına girdim. Dört yıl bir tedrisattan geçmek için... Okul bittikten sonra da öğrenmek, eğitilmek, ilerlemek arzum hiç bitmedi. Çünkü gerçekten sonu yok. O yüzden iyi bir oyuncu olabilmek için hâlâ uğraşıyorum, planlarım dahilinde ilerliyorum diyebiliriz. Mesleğinde başarılı olmak isteyen her insan bıkıp usanmadan çalışmalı, başarıya ulaşmanın başxka bir yöntemi yok. Varsa da ben bilmiyorum. Kestirmeden başarıya ulaşmak istiyorsanız, o yol çok büyük bir ihtimalle yanlış bir yol olacaktır. Sizi yalana, yalancılara ve başarısızlıklara götürecektir.

Oyunculuğa 13 yıl önce başladınız. O zamanki Hazal ile 2021'deki Hazal arasındaki en büyük fark nedir?

İnsan özü itibariyle değişmez. Neyse odur. 2008'de hayal kuran, kurduğu hayalin peşinden cesaret ve azimle giden Hazal'ım hâlâ. O gün yaşadığım kaygılar bugünle bir değil elbette ama üstesinden gelip yola devam etme kararlılığım aynı.

Size bir okulu üçüncü sınıfta bıraktıran oyunculuk için neler söylersiniz. "İyi ki böyle yapmışım" dedirtti mi size?

Oyunculuk her şeyden önce benim mesleğim. Hayatımın çok büyük bir kısmını kaplayan uğraşım. Severek yaptığım, karşılaştığım her karakterde güçlenip geliştiğim, hayatıma mutlu devam etmemi sağlayan şeylerden biri olan canım mesleğim. Ben yenilenmek için çalışmayı hiç bırakmıyorum, birbirine benzeyen karakterler oynamamaya özen gösteriyorum, kendimi tekrarlamıyorum, bahane üretmiyorum, hayattan kopmuyorum, okuyorum, izliyorum. Mesleğim adına öğrenmem gereken çok şey olduğunu biliyorum ve peşine düşünüyorum.

İlla ki kendinizi tanımlamak gerekse, ki bu çok zordur, neler söylersiniz Hazal Türesan için? Sizi siz yapan en büyük özellikleriniz nelerdir?

İnsanın en zorlandığı şey zaten kendini tanıma süreci değil midir. Ben de herkes gibi kendimi tanıtırken zorlanıyorum. O yüzden de yakınlarımın hakkımda söylediklerinden yola çıkıyorum, ki o da şöyle ilginç sonuçlara götürüyor beni. Mesela onların çok sorumluluk sahibisin dediği şeye ben kontrol manyaklığı diyorum, çok açık sözlüsün dedikleri şey benim için dümdüz söylemek anlamına geliyor ya da hızlı sonuç almak istiyorsun demelerinin bendeki karşılığı ise sabırsızlık, sorumluluk sahibi olmak ve açık sözlülük.

En beğenmediğiniz yönünüz!..

zaten kendimi eleştirmekten övmeye fırsat bulamam ki ben!.. Az önce bahsettiğim beni ben yapan özellikler konusunda aşırıya kaçtığımda en beğenmediğim özelliklerime dönüşebiliyor.

Oyuncu olmak çok şey değiştirdi mi hayatınızda?

Herkesin işi mesleği, kendi değişikliklerini yaşatır. Ama bu değişim bizim işimizde biraz daha derinden yaşanıyor. Mesela, daha önce kendi mahallemde, sık sık geçtiğim yerlerde, her sabah okula giderken beklediğim durakta karşılaştığım biriyle selamlaşırken şimdi o mahalle de durak da çok kalabalık ve kocaman oldu. Kendi güvenli bölgemi ve oradaki dostlarımı koruyarak bütün gelen değişimleri kucakladım.

Yoğun iş hayatınızda kendinize kalan vakitleri nasıl değerlendirirsiniz?

Başarıyı hedefleyen birçok kişi gibi ben de yoğunluğun içinde daha iyi program yapanlardanım. Kısacık zamanları verimli kullanıp işlerini halledenlerden. Kendime zaman ayırma yollarımdan en sevdiğim de arkadaşlarımla bir araya gelmek.

Salgın süreci tüm dünyayı, bütün insanları etkiledi. Bu sürecin sizdeki etkileri nasıl oldu?

Evet salgın hepimizin hayatını etkiledi. İşlerimiz, uğraşlarımız, sağlığımız ve gelecek hayallerimiz sekteye uğradı. Belki, bu süreci bir biçimde olumlu değerlendirebilenlerimiz de çıkmıştır. Salgın dönemi bence tüm olumsuzluklarına rağmen insanlığın gündelik telaşından sıyrılıp yaşamla, kendiyle, karakteri ve zaaflarıyla yüzleştiği bir zaman oldu.

Siz neler yaptınız?

Kendi zaaf ve eksikliklerimle yüzleştim ve onların üzerine gittim. Büyük bir koşturmaca, sorumluluklar içinde kendimi hep geri plana attığımı gördüm ve hayatımı birey olarak Hazal'ı özgürleştirecek şekilde yenileme yoluna gittim. Sağlıkla ilgili konular gündeme gelince her gün bir şeylere yetişirken unuttuğumuz en önemli gerçek, sanıyorum hepimiz için hayatın biricikliği daha anlaşılır oldu.

Gerçekten en değerli hazine zaman değil mi?

Kesinlikle. Dediğim gibi o kısıtlama ile geçen günlerde hayata ve zamana dair çok düşündüm. Neler mi yaptım?.. Zamanın kıymetini, yaşamın hiçbir anının boşa geçirilmemesi gereken büyük bir armağan olduğunu görmek yenilenmek adına beni harekete geçirdi. Aynı zamanda durmak işimi ne kadar büyük bir aşkla yaptığımı hatırlattı. Yeniden oynamak için duyduğum heyecanı o dönemde okuyarak, izleyerek dizginlemeye çalıştım. Mesleğimle ilgili kendime yapabileceğim yatırımlar üzerine kafa yordum bolca, hem bedenimi hem zihnimi esnetecek çalışmalara yöneldim. Kısacası hem bireysel hem mesleki anlamda zihnimi ve bedenimi özgürleştirmek için adım attırdı bana bu Covid salgını.

Yorumlar

Yorum Gönder