Tavuk Turşu Takı (2)


Bundan üç yıl önce ‘‘Tavuk Turşu Takı’’ lı yazıda http://ahaber.de/haber/2096/tavuk-tursu-taki  Almanya’da düğün yapma anlayışımızı ve buradaki sıkıntıları dile getirmiştim. O zamandan bu zamana neler değişmiş bakalım…

***********

Artık tavuk arabalarının yolu gözlenmiyor…

Arabalarda dönmekten başı dönmüş, yarıdan bölünmüş, beklemekten buruşmuş kayış tavuk dönemi bitmiş. Şimdi porsiyonu azaltılmış pilava komşu olmuşlar. Azıcıkta soslandırarak moderen(!) tarza selam durmuşlar. Yağlı ellerle ‘’Kırkpınar’’ misali çift dalınan piliçlerden çatallı bıçaklı sisteme geçilmiş…  

Eskinin yağ damlayan kıllı ellerin tuttuğu plastik bardaklardan masa altı Tavuk- Viski muhabbeti  çok şükür bitti. Marullar masalara yeşillik olmuş renk katmış…

Çirkin sandalyeleri kapatarak kundaklama sistemi hala modasını yitirmemiş. Masaların üzerlerine içinde garip cisimlerle kocaman kocaman vazolar meraklıların görüş açısını hayli daraltmışlar. Sanki o objeye bakmaya davet edilmişler gibi…

Güzel kokular, losyonlar, sabunlar tuvaletlerde dekoratif olarak yerini almış. Bunlar güzel gelişmeler… Bir de yeni bir eğilim hasıl olmuş. Duvarlara boyanmış kanatlar önünde fotoğraf çekilme yarışındaki bayanlar…  Nereye uçacaklarsa… 

Düğün salonları da birbirlerini taklitten vazgeçsinler. Herkes kendi tasarımını oluştursun… Kendine yakışanını yapsın…

Yılda iki düğüne gidince hepsine gitmiş gibi oluyorum…  

Boyalı asitli içeceklere tam gaz devam. Her şişe açılıp yarım bırakılıyor gaz kaçıyor. Vatandaş sıkıntılı…Yemekler atılıyor israf artıyor… Bayan tuvaletlerinden hijyenik şikayetler bitmiyor …

Şık görünümlü bayanlar bir bakmışsınız tuvaletleri tıkamış…. Şunu mu giysem bunu mu giysem denilen kıyafetler hala bedenlere yabancı… Elbisenin orasını burasını terzi gibi çekiştirmekten, üzerindeki kostümden rahatsız, ne danstan ne de halaydan zevk alıyor… Üzerinde iğreti durabildiği, havasına vurulduğu topuklu ayakkabıları dayanamıyor çıkarıyor. Ama herkes gördü ya! Yeter!  O ayakkabıyı ayakkabı da onu taşımıyor. Ayrılıyorlar düğün arasında birbirlerinden… Yedek lastikle yola devam…

Alman ekonomisi düğünleri de etkiliyor gibi sanki. Sahnede beş parmağı geçmeyen kişilerce elektronik işkenceye devam… Kolları kaldırarak, memlekette yıllardır kıra kıra erik dalı bırakmadılar mübarek… Her düğün sanki fotokopi çekilmiş gibi… Tıpa tıp birbirinin aynısı. Angaranın bağları , Eriğin dalları… Otomatik pilot… Bıktım bir Angaralı olarak… Bunlar mı kaldı on binlerce şarkıdan türküden? Zaten kimse bir şey anlamıyor gürültüden… 

Neyse, az buçuk davul çalmışlığım vardır. (Nasıl bir Türkçe ise) 

Neden küçücük kapalı mekanlarda büyük gövdeli Adıyaman davulu kullanılır? Davulların çoğu da gerçek deriden gerilmiş değil. Plastik… Yanlış germeden dolayı patlak davul sesi beyin ezmesi yapıyor insanlarda… Vur babam vur… Onlara da yazık. 3 kişilik orkestra yorulmuş. Yıkmış koca düğünü davulcuların üstüne… Vur ha vur…Tepinmek isteyen çok zaten… 

3D filmlerde nasıl gözlük dağıtılıyorsa, düğünlerde de kulağı kapatan kulaklık satılsa ne iyi olur…

Düğün salonu işletmecilerinin çoğunun iyi niyetli olduğundan kuşku yok… ‘’Biz düğün sahibi ne isterse onu yapmakla mükellefiz’’ derler. Maalesef düğün sahipleri de müzikten, fotoğraf sanatından çok uzaktalar… Flaşı suratlarda tokat gibi patlatan fotoğrafçılardan geçilmiyor ortalık.

Kaliteli müzisyenler ve fotoğrafçılar ile övünen kaç düğün sahibi var? Onlar ki o geceyi unutulmaz yapanlardır. Takılar değil…

Sarımsağı sirkeyi hesap eden Paça çorbasını içemezmiş. Orkestradan kıs, yemekten kıs, fotografçıdan kıs, çay dan para al… Sonra oğuştur elleri. Gelsin takılar mobese kameralar eşliğinde… Yok kız evi şöyle yaptı… Yok oğlan evi bunu yaptı… Dedikodu diz boyu… Davetiyeler zaten ‘’Whatup’’ tan

Böyle düğün yapma kardeşim o zaman… 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder