Ünlülerle geçen 50 yıl...


Ünlülerle geçen 50 yıl...

Müzik ve sinema dünyasında renkli ve hareketli  maceralarla dolu, 50  yıllık gazetecilik mesleği üzerine, Erdinç Ata ile HABER gazetesi  okurları için  keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisine medya sektörü ve gazetecilik yaşamıyla ilgili sorular sorduk... Değerli gazeteci ağabeyimiz de sağolsun bizi kırmadı ve bütün sorularımızı samimiyetle cevaplandırdı.

Erdinç Ata Türkiye’de 70’li yılara ait sinema ve müzik dünyası’nda yaşananların bire bir tanığı... Çünkü o bir GECEKUŞU... O bir PAPARAZZİ...

Uzun yıllardan beri Avrupa’da yaşayan bizler, zamanın ünlü Yeşilçam yıldızlarını hep flimlerden tanır, bilirdik... Türküleriyle, şarkılarıyla gurbetçi gönüllere seslenen müzik dünyasının ünlü sanatçılarını da radyodan dinler, konserlerde izlerdik...

1948 yılında, İstanbul’un Fatih semtinde doğan Erdinç Ata ağabeyimiz, sinema ve müzik aleminin büyülü dünyasnın tanığı, canlı şahidi... Filmlerinden tanıdığımız, Cüneyt Arkın, Fikret Hakan, Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Ayhan Işık, Ajda Pekkan, Arzu Okay, Feri Cansel, Mine Soley, Fatma Girik ve  müzik düyasından Ahmet Sezgin, Muzaffer Akgün, Nuri Sesigüzel, Nezahat Bayram, İbrahim Tatlıses, Mihrican Güngör ile içiçe olduğu İstanbul’daki magazin muhabirliği anılarını anlatırken, HABER ekibini zaman zaman kahkahaya boğdu..

Erdinç Ata 1968 yılında başladığı gazetecilik serüvenünü  öyle anlatıyordu ki, sanki o günleri yeniden yaşıyordu 

-Erdinç abi gazetecilik mesleğine ne zaman ve nasıl başladın?

Gazeteciliği, özellikle foto muhabirliğini çocukluğumdan beri istiyordum.. Okul gazetesine fotoğraflar çekip, haber yazarken başladı bende gazetecilik sevdası. 1968 yılında, Son Saat gazetesi’nde amatör olarak Polis Muhabirliği’ne başladım. Okul saatlerinin dışında, hemen her günüm Sirkeci’deki Emniyet Müdürlüğü Basın Odası’nda geçiyordu... Polis bültenlerinden günün olaylarını öğrenip, olayın peşine koşuyorduk... Cinayet, soygun, adam yaralama vs. Haberlerden zaman içersinde sıkılmaya başladım. Çok yorucuydu. Gazeteci ağabeyim Güngör Gezer’in teşvikiyle 1970 yılında İstanbul Haberler Ajansı’nda haberler yazmaya başladım. İşte o dönemde sinema ve müzik aleminin içinde buldum kendimi. Saklambaç, Hürriyet, Günaydın, gazetelerinde ve  Ses Dergisi’nde magazin haberim ve fotoğraflarım yayınlandı. Her günü, her anı keyifli hareketli unutulmaz hatıralarla dolu magazin gazeteciliği yaşamım...

-Türkiye’deki medya ortamını bırakıp neden Almanya’ya geldin?

1980 yılında Türkiye’den Avrupa’ya ünlü sanatçıların konserleri düzenlenmeye başlanmıştı... Bildiğiniz üzere, benim bir yanım da müzisyenlik var... Türkiye’deki muhabirlik yıllarında magazin muhabirliğinin yanısıra, akşamları da sanatçılara darbukam ile eşlik ediyordum. Avrupa’ya gidecek konser grubuna beni de dahil ettiler.  Ajanstan, hem magazinlik haberler hazırlarsın hem de müzisyenlik yaaparsın diye izin verdiler. O vesileyle Almanya acı vatan serüvenim de başlamış oldu. Parası değerli, yaşamı keyifli Almanya beni de cezbetti...                                                                                       Kuzey Ren Vestfalya Bölgesi’nde gece yaşamına dair magazin haberciliği ile gazetecilik mesleğine yeniden başlamış oldum.  Arada bir düğünlerde, eğlence gecelerinde müzisyenlik ve sunuculuk yapmam dolayısıyla Almanya’da kalmaya karar verdim. Şayet, İstanbul’daki eğlenceli yaşamını burada bulamasaydım, kesinlikle Türkiye’ye dönerdim. 1981 yılında bir Türk düğününde tanıştığım Alman hanımla evlenerek, Almanya’da yaşamaya başladım...  O gün bu gün, vatan sevdasını her gün içimde yaşayarak, gurbette ömür tüketmeyi sürdürüyoruz.

-Almanya’da neler yaptın? Medya sektörüne girişin nasıl oldu?

Almanya’daki ilk yıllarımda Türk düğünlerinde, gazinolarda müzisyenlik yaptım.. Daha sonra, 1982’de Avrupa’da yayımlanmaya başlayan Müzik Magazin dergisinde müzik ve eğlence haberleri yazarak, yeniden mesleğe geri döndüm... Onu takiben Günaydın Gazetesi, (1991- 1994), Avrupa Sabah gazetesi ( 1997-2001), Euro Magazin gazetesi ( 2002-2003), NRW HABER gazetesi ( 2006- 2007),  Hürriyet NRW (2007- 2013) gazetelerine magazin haberciliği yaptım. Özellikle, Hürriyet Köln Bürosu Şefi, değerli ağabeyim Suat Türker’i minnetle anmak isterim... 2011 yılından beri de Kanal Avrupa televizyonu’nda Müzik Programları Koordinatörü ve Haber Müdürü olarak görev yapmaktayım.

-Televizyon programlarınızla ile ilgili neler söyleceksin?

2004 yılında, kameraman ve yönetmen arkadaşım Sunay Aydın’la ilk magazin programımız BABArazzi Erdiç’le Avrupa Geceleri Tatlıses TV’de yayınlandı. Sırasıyla; Avrupa Ramazan Özel (2005 Kanal 7 INT), Avrupa’da Ramazan ( Kanal 7 INT 2006),  Yıldızlı Geceler (ATV Avrupa 2007),  Avrupa’da Ramazan ( Show Türk 2009), Hoşgeldin Ramazan (Show Türk 2010), Mutlu Günler (Kanal Avrupa 2013), Ramazan Bereketi (Kanal Avrupa 2015).

-Gazetecilik, muhabirlik en zor mesleklerden birisi...50 yıldır  Bu zorluğa, ağır şartlara uyum sağlaman kolay oldu mu?

Mesleğe genç yıllarda, henüz okul yıllarında başlamam, diğer arkadaşlarıma nazaran biraz daha avantajlı kıldı beni... Tabiri caizse, çekirdekten yetişme bir muhabirim yani. Gazetecilik sevdası sarmışsa yüreğini, zor çalışmalar keyifli anlara dönüşür... Gazetecilik bir yetenek işidir ve severek yapılmalı. Bu mesleğe başladıktan sonra, başka bir iş  yaparım diyemiyorsunuz... Gazetecilik hem maddi hem de manevi açıdan büyük fedakarlık gerektiren bir meslek. Ama tüm zorluklara rağmen, çok keyifli, çok güzel ve hareketli bir meslek... Hele magazin haberciliği... Yeme de yanında yat! Hergün, her geçen bir başka alem vesselam.

-Erdinç abi, 71 yaşındasın ve hala formdasın, enerji dolusun... Bunu neye borçlusun?

Bana bu ömrü veren Allah’a hamdolsun... Hayata olumlu bakıyorum. İnsana zarar veren tüm olumsuzluklardan uzak durmaya çalışırım... Bolca yürürüm, bisiklet sürerim... Çocukları, hayvanları, doğayı severim. Onlar benim hayat kaynağımdır. Boşuna dememişler “nerede hareket, orada  bereket” diye... Devamlı hareket halindeyim..

Bu güzel söyleşi için HABER gazetesi olarak size çok teşekkür ederiz.

Yorumlar

Yorum Gönder