Güzelliğimi, sağlıklı beslenmeye borçluyum


Güzelliğimi, sağlıklı beslenmeye borçluyum

İletişim ve medya imkanları çoğaldıkça, dizi ve film sektörü de farklı mecralarda reyting savaşlarını devam ettiriyor. İnternette yayın yapan Blue TV’nin polisiye dizisi Bozkır da bunlardan biri. 10 bölümlük dizi, Eskişehir’de çekiliyor. Dizide, aralarında Altan Erkekli, Yiğit özşener, Bige Önal, Ekin Koç, Merve Çağıran gibi isimlerin de yer aldığı geniş bir kadro, rol alıyor.

‘Bozkır’. birçok polisiye dizisi gibi sürükleyici konusuyla da dikkat çekiyor. Bozkır dizisi ve kendisine dair yönelttiğimiz soruları cevaplandıran Bige Önal, dizide Tülay Doktoru karakterini canlandırıyor.

Bozkır dizisinden önce, ‘Elde Var Hayat’, ‘Benim Adım Gültepe’ ve ‘Maral: En Güzel Hikayem’ gibi yapımlarda görev alan, bir zamanların ünlü manken oyuncusu Türkiye’nin ünlü mankenlerinden Mine Baysan ile 90’lı yıllarda Fenerbahçe ve Galatasaray’da top koşturmuş Almanya kökenli eski Türk futbolcusu Erhan Önal kızı olan Bige Önal, Bozkır dizisinin yanı sıra, kariyerini ve mesleğine dair gelecek planlarını anlattı.

İnternet dizisinde yer almak yeterince mesleki açıdan tatmin edici mi? Sizi ‘Bozkır’a çeken ne oldu?

 

Kesinlikle evet. Her şeyden önce Bozkır, senaryosu ve konusuyla ilgimi çekti.

Dijital platformdaki diziler için yorumunuz nedir?

Her şeyden önce bir şeyler söylemek isteyenler için dijital platform sınırsız imkanlar sunuyor. Eğer doğru kullanabilirseniz, doğru kanalı bulabilirseniz akıl almaz bir etki alanı olduğunu göreceksiniz. Dijital platformu gerçekten iyi anlamış ve ona iyi ayak uyduran işler oldu. Daha çok yeni bir yapı ve her yapılan iş aslında dijitalin önünü biraz daha açıyor, doğru yapıldığı takdirde tabii. “Doğru”dan kastım da dijitali araç olarak kullanabilmekten geçiyor.

Bozkır bir polisiye gerilim. Siz de Doktor Tülay olarak bu dizide yer aldınız. Doktor Tülay, İstanbul’u çok özlüyor. Siz de dizi için Eskişehir’desiniz. Peki sizin için ne ifade ediyor İstanbul?

Ben klasik bir İstanbul aşığıydım. Bir seyahate çıktığımda evimi değil İstanbul’u özler, döndüğümde ilk işim, Eminönü’nde bütün eski İstanbul’u gören bir nokta var, hemen oraya gitmek olurdu. Bu, yakın bir geçmişe kadar böyle oldu hep. Ama maalesef artık aynı şeyleri hissetmiyorum, hatta uzaklaştığımda nefes alıyorum. İstanbul için bu iki uç duyguyu yaşamış olmak çok acı. Birçok İstanbul sevdalısının da son yıllarda böyle düşündüğünü sanıyorum.

Size gelen projelerde yer alıp almamanızı hangi kriterler belirliyor?

Öncelikle hikayenin içtenliği benim için çok önemli. Çünkü ben de gönülden emek vermek, canlandırdığım karakteri benimsemek isterim. Anlatılan hikayenin değindiği veya değinmek istediği konular da benim için olmazsa olmaz öneme sahip. Sonuçta topluma bir şey sunuyoruz. Eğer iyiyi, doğruyu ve güzeli sunabiliyorsak yaptığımız iş de bir o kadar kıymetli olacaktır.  Sonrasında, karakterlerin nasıl işlendiği, derinliği, yapım kalitesi de çok belirleyicidir.

Sonuçta ünlü bir ailenin çocuğusunuz. Bunun ayrıcalığını hissettiniz mi?

Açıkcası hiçbir etkisi olmadı; ne artısı ne eksisi. Çünkü ailem bu konuyu hiçbir zaman çok önemsemedi, beni de öyle yetiştirdiler. Yaptığın işi kendi ilkelerine göre ve içine sinerek yaptıktan sonra işin bu kısmının bir öneminin olmadığını bilerek büyüdüm.

Oyunculuk dışında nelerle ilgilenirsiniz?

Ben sinema okudum, oyuncuydum ve sinema okumaya, kamera arkasını görmeye karar verdim. Ve oyunculuğun yanında kamera arkasını da ihmal etmemeye gayret gösteriyorum. Yapım ve kamera arkasında çok deneyimim var. Vaktimi bunlara ayırmaya çalışıyorum.

Allah vergisi bir güzelliğiniz var. Onu nasıl koruyorsunuz?

Çok teşekkür ederim. Bir kere sağlıklı beslenmek çok önemli. Düzenli spor yapıyorum. Farklı hobilerle de ruhumu besliyorum. Bence bunlar fizik güzelliğnizi korumak için yeter de artar bile.

Şu an içinde bulunduğumuz dönem ve ortam için yorumunuz nedir?

İnsanlık ciddi bir çıkmazda bence. Herkes birbirine karşı tahammülsüz. İnsanlar kendine dönük ve bencil. Toplumda sevgisizlik hâkim. Sevgi olsa tahammül de devreye girer. Fakir zenginden, araç sürücüsü yayadan nefret ediyor. En önemli şey, bu dünyada mutlu olmanın sırlarından biri çocukken sevgiyle büyütülmek. Teknoloji de ilişkileri biraz baltalıyor. İnsanların nefret kusabileceği pek çok sosyal platform var.

Sektörde ciddi bir rekabet var. Bu sizi kaygılandırıyor mu?

Rekabet tabii ki olacak. Ama herkesin kendine seçtiği bir kariyer yolu var, herkesinki kendine özel. Yaptığımız veya yapmadığımız seçimler, yaşayış biçimimiz ve donanımımız bunun en belirleyici yanları oluyor. Herkes kendi yolunda ilerliyor yani aslında.

Yeni oyuncu adaylarına bir tavsiyeniz var mı?

Birilerine bir tavsiye verecek kadar meslekte eskidim mi, bilemiyorum. Ama yine de söylüyorum. İnanmadıkları hiç bir projede yer almasınlar. Ve önlerindeki hedefleri için durmadan çalışsınlar. Israrlı ve tutarlı davranırlarsa başarı muhakkak gelecektir.

 

Yorumlar

Yorum Gönder