Değişen zaman ve tersine göç


Misafir işçiden ‘’Göçmen’’liğe geçiş yıllar aldı…

‘’Göçmen’’ diğer adıyla ‘’muhacir’’

Birey ya da bireylerin, bulundukları konumları (memleketlerini) herhangi bir memnuniyetsizlik yada zorunluluktan dolayı terk etme ya da ettirilme durumuna denilen ‘’göçmenlik’’ geleceğin daha iyi olması için, sonu kestirilmesi zor olan umut yolculuğudur.

Bu uzun zamanda ‘’zaman’’ bile değişti değişmeyen bazı davranış biçimleri öylesine kaldı.

Bizim bazı ‘’sonradan görmüş Alamancılarımız’’  kendilerine sınıf atlatacak sihirli kelimeyi kullanarak ‘’ Türkiyeli Göçmen’’ ibaresini kullanmaktan zevk alıyorlar. 

Ama köylerine gidince ‘’muhacir’’ diye başkalarını hor görüyorlar.

Bizim bazı ‘’sonradan görmüş Alamancılarımız’’ sanki kendileri ve aileleri bu yollardan geçmemiş gibi, buradaki göçmen konumundaki insanları Bulgar, Çingene, Suriyeli gibi aşağılıyorlar. Aynı kafa, maalesef Türkiye’de kendilerine ilerici, sosyal demokrat diye nitelendirilen bazı kesimlerde nefret saçıyorlar.  Buradaki faşist kafa anlayışıyla tıpa tıp yabancı düşmanlığı yapıyorlar…

Bizim bazı ‘’sonradan görmüş Alamancılarımız’’  eskiden yılda bir izin yapabildikleri vatanlarında  40 metrekarelik hayatlarını ‘’Alis harikalar diyarında’’ gibi  abartarak anlatırlardı.

 Sonra da Ford ya da Opel arabalarını ağaçlara, elektrik direklerine bağlarlardı. 

Çalınmasın diye… Yada öküz yerine… Bilinmez…

Kollarda burmalar… Burma bıyıklı kocalarının yanında memlekette hava atmalar da cabasıydı…

Öte yandan Türkiye’nin sonradan görme azınlık görgüsüzleri ‘’tam tam çalarak ‘’ alış veriş için dışarı çıkarlar, bol bol boyalı basında yer bulurlardı. Dış ülkelere gidebilmek büyük bir ayrıcalıktı. Hatta bir aralar her yurtdışına çıkıştan kişi başı 100 dolar alınırdı…

Ballana ballana anlatılırdı ‘’Almanya şöyle Avrupa böyle’’ 

Hey gidi yıllar! Kömür madenleri, fabrikalar kapandı…

Avrupa yoruldu… Avrupa yaşlandı…

Tersine göç başladı…

Avrupa’da yaşayanlar özellikle göçmenler hatta eskinin ilticacıları, Türkiye’ye uçarak (giderek değil) kendilerini ve ülkelerini yeniden keşfetme zevkini tattılar…

Ay! şekerim sen kaç defa gittin bu yıl? 

Ay! alışverişe İstanbul’a gidelim…

Saç için, diş için, ağaçtan düşen elma için…

Türkiye’de biriken hediye gibi sunulan emeklilik maaşı için…

Bayram, seyran, düğün, yılbaşı…

Türkiye’nin her yerine havaalanı…

Sıkılırsan, git dağında, ovasında denizinde iç çayını al havanı…

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder