Almanya’nın yanlışlıkları ve öneriler


Yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımız seçimlere büyük ilgi gösterdi. Uzun yıllar unutulmuş, anavatan tarafından ‘’leyleğin yuvadan attığı‘’ gurbetçiler diye adlandırılan  göçmenler. Son yıllarda insan yerine konulmanın keyfini yaşıyor. Almanya’da seçme ve seçilme konusundaki söz sahibi olma yetkisi olmayan göçmenler, 3 bin kilometreden önlerine gelen sandığı boş geçmediler.

Demokrasi kavramının yüksek perdeden bestelendiği Almanya’da  seçimlerde esamesi okunmayan yabancı diye ötelenen kesimler, demokratik birey olmanın gururunu yaşadılar. Demokrasinin olmazsa olmazı seçimsandığı gördüler. Binlerce kilometre uzaklardan gelse de…

Bana göre Almanya’nın en büyük hatası medyanın büyüsünden kurtulamaması. Sokaktaki Alman arkadaşlar, dostlar Türklere önyargısı medya etkisinden. Değilse iki toplumun birbirleriyle alıp verememeleri yok. Ama medya düşman yapıyor. Türklerin bunu Alman dostlarına anlatması lazım. Güzelce, sakin fevri olmadan.

Camilere karşı yüzlerce saldırı yapıldı. Gündeme düşmedi. Alman halkının haberi olmadı.

Buradaki yaşayan göçmenlerin sorunları halı altına süpürüldü. Türkiye karşıtı politikaların sürekli işlenmesi tepki oylarını da beraberinde getirdi. Mahalli ve Almanya genelinde  Türk isimli siyasetçilerin Ermeni tasarısında Türkiye karşıtı tutumunu ‘’gurbetçiler’’ unutmadı ve tepki oyları arttı. İki ülke arasında dostluk bağını güçlendirecek çalışma yapması gereken Türk isimli siyasiler husumet politikası yürüttüler. Göçmenlerin sorunları ile hiç ilgilenmediler. İbadet yerleri yakılıp yıkılırken sus pus oldular. Dolayısıyla burada yaşayanlar, umutlarını Erdoğan’da aradılar. Burada emekli olmakta yaşadıkları zorlukları, Erdoğan Türkiye’de hemen herkesi ev hanımları dahil herkesi emekli etti. Ayırım yapmadan. Buradaki Almanların bunun gibi hiçbir uygulamadan haber alma kaynağını kesti Alman medyası…

Sabah akşam Diktatör demekle bu iş olmuyor…

Almanya şunu iyi tahlil edemedi… Bir kişiye, bir topluma ya da herhangi bir nesneye sürekli saldırı yapılırsa Türkler onu korumaya alır. Güçlünün yanında yer almaz. Türk halkı spor da da zayıfı güçlüye karşı tutar. Delikanlıdır (bayanlar içinde söylendi alınmasınlar), merhametli ve hakkaniyetlidir…

 Almanya’da yıllar önce Türkler çok seviliyordu. Sonra 1980 faşist darbesinden sonra daha farklı sosyolojik boyutlara uzandı. Almanya’ya siyaset o zaman sağı solu ile girdi.(şimdi değil yani)  Almanya bu süreci iyi okuyamadı. Marjinal grupları önemserken geniş yığınları göremedi. Hatta kendilerini terkedilmiş hissinde kitleler, Türkiye’nin başarılı futbol maçlarından sonra sokaklara çıkarak bir nevi içlerindeki yaşanılması bir çeşit engellenen coşkuları yaşadılar. Hele Galatasaray’ın başarısı (Bir Beşiktaşlı olarak) ile yurt dışında futbolla ilgilenmeyenler bile o saatten sonra Galatasaraylı oldular. Bunlar hep bir tepkiydi.

‘’Biz nerelerde hata yapıyoruz?’’ soruldu mu? Zannetmiyorum… Sorsalar bile yanlış adreslere başvuruyorlar.

Hâlâ hatalara devam ediliyor. 1996’da Almanya’nın Avrupa Futbol Şampiyonu olmasının sırrının alkol, sigara ve hayat kadınlarından geçtiğini Playboy dergisinde yazan bu Mario Basler - Alman medyası ki- onu ‘’ SüperMario’’  olarak pazarladı. Bir anda unutuldu dediğimiz -futbolcueskisi- bir anda medyada boy gösterdi. Baştan sona Alman milli takımının Dünya Futbol Turnuvası’ndan elenmesinde Mesut Özilİlkay Gündoğan dolayısıyla Erdoğan suçlu yapıldı. Bu iki değeri medya kaplanların önüne yem attı parçalasınlar diye… Buna karşın, İngilizler Cenk Tosun’a buradakiler gibi kötü davranmadılar. C. Ö. gibi Alman ve Türk toplumlarına somut çözüm üretmeyen, her fırsatta Türkiye aleyhtarlığı yapan biri yine yapacağını yaptı. Konu Türkiye olunca Alman takımının elenmesini Erdoğan’a bağladı. Almanya bunun gibilerini çok mu aradı? Milleti aptal yerine mi koyuyorlar. Almanya ve Türkiye dostluğunu bozanlar ceza almalı bence. Bu gibiler de politikadan arındırılsın.

İçlerinde Vatan sevgisi olan insanlardan zarar gelmez. Onları iyi tanıyın. Ötekileştirmeyin. Onlara bir adım atarsanız onlar size iki adım atar. 

Kendi vatanını sevmeyen, sizi hiç sevmez.

Kendi vatanına düşmanlık besleyenler bu toplumun virüsleridir. Bunlardan Almanya’ya da fayda gelmez. Sadece günü kurtarırsınız. Kendi vatanını satan, Almanya’yı iki günde satar. Üç beş tane iki yüzlü, nefret dolu Türkiyelileri değil, geniş yığınları kucaklayın. Onları küçümsemeyin! Ellerindeki Türk bayraklarından çekinmeyin. O insanlar gerekirse ekmek yedikleri, ikinci yurtları kabul ettikleri Almanya için de sonuna kadar mücadele ederler. Satmazlar… Kadir kıymet bilirler…Baba vatanlarını korurlar…

Yeter ki samimi bir el uzatın…

Gerisi hal olmuş demektir. Uyum muyum gibi konularda kendiliğinden biter. Milyarlarda sokağa atılmaz…

 Bu iki ülke bir olsun, güçlerini birleştirsin!  Birbirlerini korusun barış ve insanlık içinde…

Tüm dileğim budur…

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder