Asıl mesleği gazetecilik


Asıl mesleği gazetecilik

atv'de yayımlanan "Sen Anlat Karadeniz", sezonun en ilginç dizilerinden biri. Reyting sıralarının en üstlerinde yer alan dizinin kadrosunda yer alan güzel oyuncu Gözde Kansu ise çekimler için bir süredir Trabzon'da yaşıyor. Bir yandan aralıklarla İstanbul'da tiyatro sahnesine çıkan Kansu, canlandırdığı Eyşan karakterini şöyle anlatıyor...
"Eyşan 35 yaşında. Vedat'ın hem amca kızı, hem ortağı. Onun sırlarını bilen tek kadın, hayattaki tek dostu, akıl hocası, can kardeşi. Vedat'la aynı travmatik geçmişten gelen biri olarak, onu hep affeden, ona göz kulak olan, başına açtığı pislikleri temizleyen, onu dertlerden koruyan kadın. Akıllı ama bir o kadar da entrikacı." Yaşamı bir bilgisayar oyunu gibi gördüğünü söyleyen oyuncu ile siz okurlarımız için söyleştik.

Küçük yaşlarda bale yaptığınızı öğrendik. Niye devam etmedi?

Bebekken çok esnekmişim. Bu annemin dikkatini çekmiş ve götürdüğü doktor da, “Atletizme ya da baleye yazdırın” demiş. Tercih bale olmuş. Ama sonraları kilo almaya başladım. Bizim ailede de, “Bu son lokma tabağında kalmaz” vardı. Sonra bir gün bale hocamın anneme, “Çok zor bir hayatı olacak, hep çok dikkat etmesi lazım” dediğini duydum ve orada durdum. Bilinçaltım da sanırım o zamanlar başka taraflara yön kırdı. Tiyatro, şiir, müzik, hatta gazetecilik gibi.

Gazetecilikle de mi ilgilendiniz?

Lisede dergi çıkarıyorduk. Sonra günlük bir gazetenin Ege ekinde ‘Gözde’nin Gözünden’ diye yazmaya başladım. Fotoğraf çekip haber yazmayı öğrendim. Stajyerler gelip “Siz ne zaman mezun oldunuz?” diye sorarlardı.

O niye sürmedi?

Haberci olunca yorumunu katamıyorsun. Oysa ben yorumlamayı ve hayal etmeyi seviyordum. Akla değil duyguya girmek istedim.

Peki sahne ve setlere ne getirdi sizi?

İzmir’de gazeteciliğe devam ederken İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oyun izleyip yazmak için İstanbul’a gittim. Sonra tiyatro sınavlarına girmeye karar verdim. Girdim ve kazandım.

 

Gelelim yeni dizinize... Trabzon'da 'Sen Anlat Karadeniz' seti, İstanbul'da tiyatro sahnesi. Bunca iş, hayatı ıskalamak değil mi?

Aksine, çalışmak benim benzinim. İstanbul'da yaşarken Karadeniz'de de bir yaşam kurmak, yeni iklim, insan ve kültürler biriktirip yeni bakış açıları kazanmak; aslında hayatın göbeğine yerleştiriyor insanı. 'Nereye Gitti Bütün Çiçekler?' oyunumuzla, yedi kadın olarak 20 şehir gezdik. Eve geldiğimde de vaktimi istediğimde yalnızlığa ayırabiliyorum.

Görünenin ardında nasıl birisiniz?

Her şeyden biraz var bende, herkeste olduğu gibi. Genel olarak hiperaktifim, sevgi doluyum, sevmeyi çok seviyorum, pozitif olan her şeyin inatla peşinden gidiyorum. Karşımdakini aklamak için hep bir sebebim oluyor. Hiperaktifken ne kadar yorulursam, o kadar dinginleşirim. Yorgunluk iyi geliyor.

Hayata karşı kavgalarınız, öfkeleriniz yok mu?

Olmaz olur mu... Kendime yetmem, hep eksik hissederim. Eskiden bu konuda kendime kızardım ama şimdi kendime karşı daha anlayışlıyım. Hayatı bir bilgisayar oyunu gibi düşünüp yaş aldıkça kendine kafa atmayı bırakıyorsun! Yokuşlarda ve tümseklerde stilettolarla koşabiliyorum artık, hem de düşmüyorum. Hayat bunu öğretti bana.

Hayata karşı bu yetinmezliğin sebebi nedir?

Evet, istediğime karar verebilme konusunda şanslıyım. Çok şükür ailem de destekledi beni. Tatminsizlik nereden mi geliyor? Yardım etmek ve yetişmek istediğim yerler var ama onlara istediğim kadar yetişemiyorum. Daha çok okumak, daha çok izlemek, daha çok insana yardım etmek, daha iyi bir insan olmak... Bu noktada kendimi çok eksik hissediyorum. Allah hiç kimseyi açlıkla, sağlıkla ve ölümle sınamasın. 'Şoförlerim, hizmetçilerim olmadan asla' diye bir hayatım yok. Hatta ne evim, ne de arabam var.

Ya kazandıklarınız?

Öyle ayakkabı, çanta merakım yok; savurgan da değilim. İlk paramı 18 yaşında 'Abuzer Kadayıf' filminde oynayarak kazanmıştım. Burçin Terzioğlu ile ikimiz sözlü figürasyonluk yapıyorduk. O günden itibaren hep 'Allah'ım elim ayağım tuttuğu sürece hiç para sıkıntım olmasın, aileme, arkadaşlarıma, eşime, dostuma, herkese yetebileyim' diye dua ettim. Her şeye yetebildim ama kendimi unuttum.

Biz yine diziye dönelim. 'Sen Anlat Karadeniz'in misyonu nedir? 

Her karakterin hikayesini, yaşadıklarının derinliğini görerek, izleyenlerin kendisine soru sormasını diliyoruz. 'Ay kadına şiddet uygulamayın. Bak nasıl acı çekiyor! Parmağını nasıl da kırdı! Hop sen kötüsün' demekten daha fazla farkındalık, çare ve destek gereken, kanayan bir yara var ortada. Şiddetle ilgili herkes bir dönüp kendine baksa, sorumlulukla bu mevzuya cesaret gösterse ne güzel olur.

Dizide de, oynadığınız oyunda da sosyal konular işleniyor. Seçimlerinizde bu konuların etkisi oldu mu?

Tabii ki!.. 'Hayatta ne yapabilirim?' düşüncesinin yetmezliği içindeyim. Kendimi en iyi ifade edebileceğim şey, işim. Bu sayede insanlara soru sordurabiliyorum. Dizide şiddet görüp tecavüze uğramış birini kendim için değil, bu durumları yaşayan her kadın için oynuyorum.

Yorumlar

Yorum Gönder