Yaşadığımız yerlerin kıymetini bilmek


Baharın yavaş yavaş kendini bulutların arasından mücadele ederek güneşe yol açarak gülümsemesine tanık olduğumuz günlere geldik.

Yazı kışı bilmem ama bahar ayları başka bir güzeldir Almanya’da. Tabiatın ‘’ ilk ’’ baharla uyanışı ve ‘’son’’ baharla uykuya geçiş sürecinin farkındalığını içselleştirmenin nasibini alabiliyor muyuz acaba?

Ekonomik sıkıntıların, gelecek kaygılarının arttığı, yaşadığımız Avrupa’da farkında olmadan ya da olarak teknolojik esirliklere maruz kalıyoruz…

Sanal alemde geziniyoruz parmak ve gözle…

Boyun ve sırt ağrısı çekerek.

Aynı oda içerisinde Weihnachten (Noel) için çocukları için kurabiye yaparken bir annenin söylediği geleneksel şarkılara eşlik etmeyen, ellerindeki teknolojin büyüsündeki çocuklarından tutun da, ölüm döşeğindeki hastanın kulağına dualar okuyan cep telefonlarının kolaycılığının oyuncağı olduk…

Hatta banyodaki temizlenmek için kullanılan süngeri bile kirlettik. İçine kamera yerleştirecek kadar ar damarlarımız çatladı…

Biz değil o bizi yönlendiriyor artık…

Kaybettik…

Sonradan görmenin, Narsizm’in örneklerini yaşıyoruz.

Kendilerini, ailelerini ‘’her gün’’ sanal medya denizini bataklık hale getiren, düşüncesizce atılan görgüsüzlükleri yaşıyoruz.

Ha plastik çöp atmışsın, ha saçma sapan paylaşımda bulunmuşsun…

Eskiden, ön planda olmak istenci belli şarkıcı, türkücü, manken tiplerinin işi iken, şimdi  -ben de - varım!  Aman Ahali! Duyun beni de!… Hissiyatı ile, kendi çapında ‘’medyatik’’ olma çığlıklarında tabakhaneye bir şeyler yetiştirenlerin sayısı artıyor.

Kimileri ‘’dolayısıyla - yani  - siyasi politik - mesela örneğin – altını çiziyorum’’ seviyesinde laf ebeliklerinde  nefret saçarlarken…

Kimileri de bedava tıkıştırdıkları köftelerin, yemeklerin hesabını Facebook üzerinden takipçileri ile paylaşarak ödüyorlar… En kolay karın doyurma yöntemi… O kermes bu kermes gez bakalım…Akıllarınca bir taşla beş kuş…

Neyse geçelim takılmayalım fazla bunlara… Her malın alıcısı var sonunda…

 

Dedim ya çevremiz o kadar güzellikler dolu ki. Çoğumuz ıskalıyoruz farkında olmadan…

Çiçek, böcek, park bahçe sevenler için ideal zaman… Her bölgenin bir ‘’GRUGA’’ sı ‘’MÜGA’’ sı var.

Türkü barlarında ‘’Ay piyanoyu çok severim, hatta bayılırım’’ diyenler için aylarca sürecek  yılların Ruhr Piyano Festivali başladı.

Sayısız açık hava etkinlikleri, müzeleri sizleri bekliyor…

Müzik ve sanat alanında herkesin zevkine hitap eden geniş bir yelpaze var…

Sevdiklerinizi alın yanınıza, tıkılıp kalmayın çıkın dışarı!

Dünyada bir şehirden başka şehre uzanan eşi benzeri az bulunur özel bisiklet yolları sizleri bekliyor…Gücüm, halim yok! diyorsanız akülü bisikletler yardımcı olur. Tabii pedal çevirmeden o da gitmiyor.

İstemem derseniz  gidin göl kenarına. Yok! Deniz isterim! derseniz iki saat sonra ordasınız. Sabah çıkın akşam gelin. Bir deniz kenarında gezin. Bir kahve için…

Bütçe uygunsa bir gece kalın dinlenin…

 

Mangal partileri iyi ama, ara sıra da olsa mangalın başından kalkalım derim…

 

Ne dersiniz?

 

Yorumlar

Yorum Gönder